Merhaba

Video içeriğine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://tr.sevenload.com/uyeler/vozyaman/videolar Fotoğraf içeriğine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://tr.sevenload.com/uyeler/vozyaman/resimler
tayyip erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tayyip erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

GÜLEN CEMAATİNİN DİKKATİNE. BÜTÜN AKP'LİLER OKUSUN

22 Ağustos 2008 Cuma

GÜLEN CEMAATİNİN DİKKATİNE. BÜTÜN AKP'LİLER OKUSUN


TÜRK KANI TAŞIDIĞINI SANAN BÜTÜN AKP'LİLER OKUSUN! BOZULMADIK TEK HÜCRESİ KALAN FETHULLAHÇILAR OKUSUN. DAHA FAZLA GEÇ OLMADAN, EŞŞEKLEMESİNE GİRDİĞİNİZ YANLIŞTAN DÖNÜN !


.......... Güney Kürdistan ile Türkiye' nin doğu ve güneydoğusunu oluşturan geniş bir bölge içinde özellikleri ABD tarafından belirlenecek olan bir "ortak ticari bölge" ve "serbest ticari" bölge anlayışı hakim kılınacak, bu bölgeye makul bir süreç içinde Ermenistan' ın da dahil edilmesi sağlanacaktır.

4 veya 5 yıllık bir geçis dönemi içinde söz konusu bölge, Türkiye' nin federatif düzene geçmesinde baz oluşturacak ve bu sürecin sonunda bölgeye özerklik verilecektir.

Türk tarafı nüfusunun %28.54 ünün Kürtlerce oluşturulduğunu artık kabul etmekte ve üniter yapının bu gerçegin önünü kapatmaya yetmediğini, gerçekçi ve küresel bir çözümün artık sadece federatif yapıda yer almakta oldugunu....... (devamı altta)

* * *
YAHUDİLER, BU YOLLA TÜRKİYE ÜZERİNDE KURMAYI DÜŞÜNDÜKLERİ KÜRDİSTAN AYAĞI İLE KUZEY IRAK'TAKİNİ BİRLEŞTİRECEK, SONRA DA HAYALLEDİKLERİ NİL'DEN FIRAT'A KADAR OLAN KUTSAL TOPRAKLARINA KAVUŞMANIN SEVİNCİNİ SENİN KANINI İÇEREK KUTLAYACAK, UYAN!

AŞAĞIDAKİ YAZI, DEĞİŞİK BAŞLIKLARLA 2003 YILINDAN BERİ ÖTÜKEN'DE YAYINLANMAKTA, YAZIDA BELİRTİLEN HUSUSLAR AKP TARAFINDAN BİR BİR YERİNE GETİRİLDİĞİ HALDE, İNSANLARIMIZDAKİ TAYYİP AŞKI, GÜLEN SEVGİSİ DEVAM ETMEKTEDİR. YAZIK...

BİR İNSANIN BU KADAR KÖR OLMASI ŞAŞIRTICIDIR. BİR İNSANIN BUKADAR EŞŞEKLEŞMESİ HAYRET VERİCİDİR.

BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU ERMENİLERDEN MÜTEŞEKKİL AKP'DE, DİĞER TÜRK VE İSLAM DÜŞMANLARIYLA KUCAK KUCAĞA NEREYE GİTTİĞİNİ KENDİSİNE SORMAYAN İNSAN, TÜRK OLAMAZ!

GÖNLÜNDE TÜRKLÜĞE ZERRE SAYGIN, KALBİNDE ZERRE ALLAH KORKUSU VARSA, SON DEFA DÜŞÜN!

YARIN GELİNİN KIZIN VE HATTA CAN YOLDAŞIN ELİNDEN ÇEKİP ALINDIĞINDA HİÇ BİR ŞEY YAPAMAYACAKSIN!

* * * * * * * * *

BİR ETKİLİ VE YETKİLİ ARANIYOR!

Aşağıdaki satırlar bilinenlerin bir kısmını ve muhtemel ihanetleri yansıtması bakımından oldukça önemli. Çeşitli yazışma gruplarında dağıtılan bu mektubu bilgilerinize sunuyoruz. Satılmışlarımız hariç, kendisine güven duyabileceğimiz bir etkili ve yetkili çıkarak, bu yazılanların doğru olup olmadığını kamuoyuna açıklamalıdır.

Ötüken , 5 Eylül 2003

* * *
Değerli arkadaşlar,

Güvenilir kaynaklardan aldığım çok gizli bir belgenin içeriğini açıklıyorum.
Bu belgeyi içeren mesaj çesitli e-posta adreslerine dün gönderilmiş bulunuyor..
Sözkonusu belge (hizmete özel-kozmik gizli kaşeli) R-4590/6232N ve RL- 325657/898-09 no.lu iki adet ana dosyadan ibaret olup bu hafta gelecek olan Amerikalı general James Jones ve heyeti ile Türk askeri heyeti arasindaki görüşmeler sonucunda imzalanacak olan mutabakatın esasını oluşturmaktadır (sayet iddia edildigi gibi dogru ise)...

Buradaki çok önemli ve Türkiye'nin kaderini belirleyen ana maddeler özetle şöyledir:

1 - ABD ve Türk tarafı, en geç 3 ay içinde resmen ilan edilecek olan "Federe Güney Kürtdevleti" (yani Kuzey Irak Kürdistanı) konusunda ortak uzlaşmaya varmışlardır. Bu devletin başkanlığı dönüşümlü olarak M. Barzani ve C. Talabani tarafından icra edilecektir.

Söz konusu devletin şu an için "tam bağımsızlık" elde etmesi düşünülmemektedir. Ancak ileride söz konusu olduğu takdirde -Türkiye tarafından herhangi bir itirazın yapılmaması- konusunda ABD ve Türk heyetleri anlasmış bulunmaktadır.

2 - Türk askerinin Irak' ın L-432B ve HN-034V olarak adlandırılan (adlandırma ABD tarafından yapılmış olup neresi olduğu tam belli değil, fakat Kuzey Irak olmadığı kesin, çünkü aşağıdaki maddelerden bu anlaşılmaktadır) bölgeye gönderileceği kesinleşmiş bulunmaktadır. Asker gönderilmesine Ekim ayının ortalarında başlanacak ve sevkiyat 1 ay kadar sürecektir. İlk gönderilecek miktar 12.000 ila 16.000 asker olup, ABD ve Türkiye tarafından belirlenecektir. Gönderilecek birliklere ait tüm masraflar, mühimmat vb. Türkiye tarafından sağlanacaktır. ABD sadece gerekli hallerde uydudan gözetleme desteği taahhüt etmektedir.

Asker gönderilmesi yönünde hükümetçe hazırlanacak olan tezkerenin reddedilmemesi için bazı milletvekilleri "ikna" edilecekler ve tezkere garantiye alınacaktır. (Acaba ne tür ikna yöntemleri kullanılacak? O belli değil...) Irak' ın 3 federatif bölgeye ayrılması, gerek ABD gerekse Türk askeri heyetleri tarafından onanmıştır.

Buna göre Türk askerinin de ABD tarafından istenilen bölgede göreve başlamasıyla ve Kürdistanın güney kanadının güvenlik altına alınmasıyla kısa sürede dengelerin oluşacağı düşünülmektedir.

Kürdistan sınırları içinde kalacak olan Musul, Kerkük gibi noktalardaki Türkmenlere Kürt vatandaşlığını kabul etmeleri veya Bağdat (yada güneyinde kalan diğer bölgeler) gibi şehirlere göç etmeleri konusunda iki temel seçenek sunulacaktır. Göç etme kararı alan Türkmenlerin giderlerinin, Türk tarafının ısrarı sonucunda ABD tarafından karşılanmasına karar verilmiştir. Göç eden Türkmenlerin güvenliği de yine konvoylara eşlik edecek olan Türk askerlerince sağlanabilecek olup, önerilen süreç 2 yılı kapsamaktadır.

ABD ve Türk yetkilileri gerekli hallerde Türk askerinin (ve donanımlarının) arttırılması konusunda mutabıktırlar. Fakat görev bölgesi ABD' nin onayladığı yerlerin dışına hiçbir şekilde çıkmayacaktır.

3 - Gidecek olan Türk birliklerinin komutanı Türk olacak, fakat bu komutan da doğrudan "koalisyon güçleri ortak komuta karargahı" ndan (yani ABD-Ingiliz) emir alacaktır.


Görev sırasında yaralanarak uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyacak olan veya sakatlanma sonucu protez, vb. gibi araç-gereçlere ihtiyaç duyacak olan Türk askerlerinin tedavileri ve protezleri ağırlık olarak ABD tarafından temin edilecektir. Diğer yaralanma ve ölüm vb. giderleri Türk tarafına ait olacaktır.

4 - ABD ve Türk tarafları, bundan böyle Kuzey Irak' taki Kürt devletinin her türlü güvenliğini sağlama konusunda mutabık kalmışlardır. Buna göre Türk askeri birliklerinin esas görevlerinden biri Kürdistanın güneyden güvenliğini sağlamak olacaktır.

ABD tarafı, bunların karşılığında Türkiye'ye PKK-KADEK' in etkisizleştirilmesi sözünü vermektedir, ancak yine ABD tarafından Türkiye' nin makul bir süreçte (muhtemel süre 3-5 yıl olarak telaffuz ediliyor) federasyona geçmesi konusundaki "hassasiyeti" hatırlatılmış ve bundan böyle Türkiye Kürtlerinin federatif yapıya giden yollarının tamamen açılması konusunda yeni bir uyarı yapılmıştır.

Bu konuda ABD ve Türk heyetleri arasında tam mutabakat sağlanmış olup, "yerel yönetimler yasası" nın bir an önce hazırlıklarının tamamlanması ve meclise sevk edilmesi kararlaştırılmıştır.

Ayrıca önümüzdeki yerel seçimlerde doğu ve güneydoğu il ve ilçelerinde gösterilecek olan adayların Kürt ve olabildiğince HADEP, DEHAP ve PKK-KADEK kökenli olmaları konusunda her türlü hassasiyet gösterilecektir.

Bu arada ABD, Türkiye' den MED-TV nin daha iyi izlenebilmesi için gereken özenin gösterilmesi talebinde bulunmuş ve bu talep kabul edilmistir.

Bunların dışında aralarında Leyla Zana, Vb. nin de bulunduğu eski HADEP milletvekilleri ile bazı PKK-KADEK yöneticileri için uygun bir zamanda af çıkartılacak, siyasete bıraktıkları yerden devam edebilmeleri için gereken şeyler yapılacaktır.

5 - ABD ve Türk tarafları, gerekli görüldüğü hallerde Barzani ve Talabani kuvvetleriyle işbirliği yapmayı, Irak direniş güçlerine karşı ortak askeri harekat düzenlemeyi ve hatta kurulmakta olan Kürdistan ordusunun belirli unsurlarını silahlandirmayı ve eğitmeyi taahhüt etmektedirler.

Şu anda ABD, "Kürt ordusu" nun özellikle ağır silahlar ve bu tür silahlarla ilgili eksikliklerini ve eğitim noksanlığını hızla telafi etmeye çalışmaktadır.

Bu amaçla T676-034 no. lu gizli raporda belirtildiği üzere Kürdistan ordusunda helikopter birlikleri (UH-1, puma, sikorsky ve puma' lardan oluşacaktır), topçu taburları ve en az iki tank tugayı planlanmıştır.

Yine ABD tarafından Kürt kuvvetlerine "MLRS, stinger ve ATACMS" roketleri ve lançerleri verilecektir. Kürt unsurlarının bu silahlara yönelik eğitimine halihazırda başlanmış olup, gerekli hallerde Türk askeri danışmanları da görev yapacaklardır.

Bu arada ileride gündeme getirilmesi planlanan iki veya üç yeni tezkere ile sayıları 10.000 civarında olacak olan ABD kara birliklerinin Türkiye' ye, özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerine konuşlandırılması konusunda ortak görüş belirlenmiştir.

Bu amaçla 2 yeni ABD üssü ve uydu istasyonları, yine ABD' nin uygun göreceği yerlerde açılacak ve hizmete girecektir (tahmini süreç 2 yıl olarak belirlenmiş bulunmaktadır).

Tüm bu noktalara gerek sivil gerek asker, hiçbir Türk vatandaşı girme hakkına sahip olmayacak, sadece ABD yetkililerinin izin vereceği Türk subayları, verilecek izin kapsamı içinde girme hakkı elde edecektir.

6 - ABD, Türkiye' nin gerek asker göndermeyi kabul etmesi, gerekse Kuzey Irak Kürdistanı' nın kurulmasındaki engelleyici tutumundan vazgeçmiş olması nedeniyle Türkiye' ye uzun vadeli krediler açmayı ve hibe/kredili satış yoluyla yeni silahlar vermeyi taahhüt etmektedir. Bu silahlar arasında kobra helikopterleri, güdümlü tanksavar füzeleri ve bir miktar M-1 "abrams" tankı mevcuttur. Söz konusu tanklar iki yil içinde (miktari 100 adet civarında telaffuz ediliyor) halen Irak' ta görev yapmakta olan "iron horse" (neyin nesi ise?) birliklerinden verilecektir.

Bununla birlikte, ABD verilecek olan silahların hiç bir şekilde Türkiye Kürtleri' ne karşı kullanılmayacağı konusunda teminat almıştır.

Öte yandan açılacak olan kredinin bir kısmının bir "jest" olarak IMF şartına bağlanmayacağı konusunda mutabakat söz konusudur. Ayrıca Türk stajyer subaylarının "ABD' deki eğitim ve staj" kontenjanlarının arttırılacağı konusunda ABD tarafı söz vermiş bulunmaktadır. Buna ilaveten genç Türk subaylarının ABD üs ve limanlarına yapacakları gezilerin arttırılması konusunda ABD yeni kolaylıklar sağlayacaktır.

7 - Türk tarafı, kurulmakta olan "Güney Kürdistan" ile bundan böyle her türlü iyi ilişkiler içinde olacağını, dostluk ve ticari ilişkiler geliştireceğini taahhüt etmektedir.

Güney Kürdistan ile Türkiye' nin doğu ve güneydoğusunu oluşturan geniş bir bölge içinde özellikleri ABD tarafından belirlenecek olan bir "ortak ticari bölge" ve "serbest ticari" bölge anlayışı hakim kılınacak, bu bölgeye makul bir süreç içinde Ermenistan' ın da dahil edilmesi sağlanacaktır.

4 veya 5 yıllık bir geçis dönemi içinde söz konusu bölge, Türkiye' nin federatif düzene geçmesinde baz oluşturacak ve bu sürecin sonunda bölgeye özerklik verilecektir.


Türk tarafı nüfusunun %28.54 ünün Kürtlerce oluşturulduğunu artık kabul etmekte ve üniter yapının bu gerçegin önünü kapatmaya yetmediğini, gerçekçi ve küresel bir çözümün artık sadece federatif yapıda yer almakta oldugunu kabul etmektedir.

ABD tarafı, Türk makamlarının bu görüşü paylaşmakta olmalarından dolayı duyduğu hoşnutluğu kabul etmektedir ve tüm bunların ABD-Türkiye dostluğunu pekiştirecek temel ögeler olarak gördüğünü belirtmektedir.

8 - ABD tarafı ayrıca, Kıbrıs' ta çözüm için yegane yolun "Annan planı" olduğunu Türk tarafına bir kez daha bildirmiş olup, kati tutumun gerçekçi olmadığı ve Denktaş' ın sert politikasının yumuşatılması gerektiği konusunda Türk tarafı ile uzlaşmaya varılmıştır. Konular Yunan makamları ile yapılacak görüşmelerde yine ele alınacaktır.


Ayrıca Türk ordusunda asker mevcudu olarak % 28' lik (yaklaşık) bir indirime gidilecek, ayrıca tank, top ve gemi sayısında indirime gidilecektir. Türk ordusu, gelecekteki misyonunu, ABD' nin uygun gördüğü şekilde "bölgesel güç" olmayı terkederek, lokal bir savunma gücü konseptine indirgemeyi makul bulmakta ve geleceğin federasyon ordusuna geçişindeki aşamaları ABD askeri yetkilileri ile görüşmeyi benimsemektedir.

Ayrıca Türk tarafı, ileride oluşabilecek bölgesel krizlerde, ABD ile ortak hareket etmeyi ve silah mevcudundaki eksiği, yine ABD' nin uygun göreceği "takviyelerle" kapatmayı kabul emektedir.

* * *
Başka maddeler de var, fakat en önemlileri özetle bunlardan oluşmaktadır. Bu son derece gizli dokümanlara ulaşan ve ilk elde açığa çıkaranlar kimdir bilmiyorum, fakat onlardan alıp bizlere aktaranların (şahsen tanımamakla beraber) gayet üst düzeyde olduklarını ve resmi gizli belgelere ulaşabilen kişiler olduklarını tahmin ediyorum..

Bu arada gelen bir diğer gizli istihbarat bilgisine göre, birkaç gün önce Necef' te düzenlenen bombalı saldırıda şii lider Al Hakeim' in öldürülmesinde kullanılan bomba, ABD tarafından sağlanmış olup (250 Kg. SEMTEX ve 320 kg. TNT) bomba Barzani' ye bağlı pesmergelerce konuldu.

* * *
NOT: ( 22.8.2008 )
Yukarda açıklananlara belge mahiyetinde olan resimler için TIKLAYINIZ.
Genel Kurmay Başkanlığı adresinden alınmıştır.

PDF Formatında

İNDİRİP YAZDIRARAK DAĞITINIZ


kaynak: http://www.doguturkistan.net/modules...ticle&sid=5452

__________________
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?

Mehmetçik, alay sancağı yerine AB bayrağı taşıyacak!


Mehmetçik, alay sancağı yerine AB bayrağı taşıyacak!

AKP Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi “kapatmama” kararından sonra yaptığı ilk konuşmada -üzerine basa basa- “AB yolunda yürüyeceğiz” dedi... Avrupalılar Amerikalılar da AKP kapatılmadı, AKP iktidarda kalacak diye çok sevindiler...


Sadece bu, yabancıların bu kadar sevinmeleri, AKP’nin asıl kimlerin hizmetinde olduğunu gösterir!


AKP, Avrupalılar için “asrın en büyük projesi” olabilir “kriterleri ve müktesebatı” arasında evrensel unsurlar da vardır. Türkiye de, kendi kararları ve hür iradesiyle, bunlardan yararlanabilir, yararlanmalıdır!


Ancak bu olayın gerçek, gerçekçi tarafları şu: Önce AB Türkiye’yi asla tam üye kabul etmeyecek! Avrupa’nın iç siyaset şartlarında, Türkiye’yi eşit şartlarla kararlarına ortak edemez... Bunu görmemek için kör veya fazla iyi niyetli olmak gerek. Ama bizi “uyum uyum” yorduktan sonra -sıtmaya- imtiyazlı uydu ortaklığa razı edecek!

Amentü

Ben, doğrusu bütün bu gerçeklere rağmen, hâlâ “AB’ye karşı değiliz, taraftarız” diyen bazı dostlarıma kızmaya başladım. Bu arkadaşlar herhalde, artık AB’ye karşı olmak, adeta “günah” haline geldiği için, bu amentüyü inanmadıkları halde, tekrara kendilerini mecbur hissediyorlar...


Zira AB’nin, şimdiye kadar yaptığı haksızlıkları, Türkiye’nin değerlerini nasıl, “uyum uyum” yok ettiklerini, Kıbrıs’taki entrikaları ve Güneydoğu’da bölücülere nasıl sahip çıktıklarını çok iyi bilirler...


Ama bunları benden iyi bilen ve kitabını ( “Çıkış Yolu” Remzi Kitabevi) yazan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen AB’nin organı “Kriter” dergisinde bunları belirttikten sonra “AB üyeliğine karşı değiliz” amentüsünü tekrar ediyor...

Acaba Öymen ve diğerleri, AB’nin Türkiye’yi, umdukları gibi “eşit şartlarla” üye kabul edeceğine gerçekten inanıyorlar mı?

Sorarım: CHP ve diğer iyi niyet sahipleri bu AB’ye mi taraftardırlar? Bunlardan, ülkemize hayır geleceğine gerçekten inanıyorlar mı?


İnanıyorlarsa, neden lafları dolandırmadan bunu söylemiyorlar? Kimden çekiniyorlar; CHP’nin “fazla milliyetçi” olmasından şikâyet eden liberallerden mi?

“Kopenhag Kriterlerinin” patent hakkı yok; Türkiye bunca yıl, birçok evrensel değerleri benimsediği, uyguladığı gibi bunları, çıkar ve değerlerine uyanları da, başımızda AB Komiserlerinin sopası olmadan uygulayabilir! Eğer geçmiş iktidarlar, bunu şimdiye kadar yapamamışlarsa bunun nedenlerini araştırmak gerek... AKP de kendi başına yapmak istemiyor da Türkiye’nin kalkınmasını, çıkarlarını yabancılara ihale ediyorsa bu da düpe düz ihanettir.

Kısacası Avrupa Birliği Türk “tehlikesine” karşı, post modern bir Haçlılar Ordusudur!

Bu “ordunun” başarı şansı, karşısındaki Türk Ordusunu, “hile ve desise” ile mağlup etmektir! Ve bu operasyon da çoktan başlamış, artan tempoyla, medyadaki Ergenekon iddiaları, Ordumun içine nifak, fesat sokmak entrikalarıyla devam etmekte...

Fakat asıl saldırı, Bakanlar Kurulu’nun sonrasında açıklama yapan Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in hazır olduğunu söylediği 3. Ulusal Program, AB’ye sunulacak. Kısacası TC Hükümeti AB’nin imtihan kapısında!


Taraf’ın sevinci

TARAF gazetesi, manşetten sevinçle ilan ediyor; “Askeri Vesayete Avrupa Freni” diye!

Pakette asker-sivil ilişkileri, yeniden düzenlenecek, Ordunun harcamalarını Sayıştay, YAŞ kararlarını sivil yargı denetleyecek, Jandarma tümüyle İçişleri Bakanlığı’na bağlanacak vb... Bu paketin ayrıntıları açıklandığında TSK’nın, nasıl iğdiş edilmek istendiğinin -komplonun- boyutlarını göreceğiz!


Anlaşılan AKP İktidarı, kapatmama kararından cesaret aldı ki bu kadar cesaretle davranabiliyor!

Ama bir fotoğraf, bin kelimeye bedel; TARAF gazetesi, haberi “süslemek” için bir Türk askerinin fotoğrafını koymuş ve fotomontajla eline Türk Alay Sancağı yerine AB’nin, mavi-sarı yıldızlı bayrağını vermiş!





“Olmaz” demeyin, olur ve hatta İstiklal Marşının yerine, Bethoven’in 9. Senfonisi çalınır, Okullarda AB’ye ant içilir!

Türk milleti bunu kabul eder mi? Türk Ordusu AB bayrağını Mehmetçiğin eline verir mi?

Göreceğiz!

kaynak: Altemur KILIÇ, 22/08/2008 (Yeniçağ)

__________________

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?

Tayyip Erdoğan ve Siyonizm İlişkisi

20 Ağustos 2008 Çarşamba

SIRA BU FOTOĞRAFIN SIRRINDA

.TAYYİP ERDOĞAN SİYONİST ÖRGÜT ADL BAŞKANI FOXMAN'DAN CESARET ÖDÜLÜNÜ ALIRKEN:
29.06.2007
New York’ta gizli görüşme


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2006’da Amerika’ya yaptığı ziyarette Yahudi lobisinin etkin isimleriyle gizli görüşmeler gerçekleştirmişti. Erdoğan, ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrook ile biraraya gelmişti.

Kissinger ve Holbrook ile görüşme 20 Aralık’ta Başbakan Erdoğan’ın kaldığı New York St. Regis Oteli’de yapılmıştı.

Ayrı ayrı yapılan görüşmelerde Başbakan Erdoğan’ın siyasi danışmanı Cuneyt Zapsu da bulunmuştu. Kissinger ve Holbrook’a Zapsu eşlik etmişti.

Cüneyt Zapsu’nun ayarladığı toplantılar basına kapalı yapılmış ve içerde neler konuşulduğuyla ilgili sorular cevapsız bırakılmıştı.

TAYYİP ERDOĞAN-AZILI SİYONİST, "İNSAN KASABI" ARİEL ŞARON:


CIA belgesi maskeleri düşürüyor.Evren’le gizli işbirliği yaptığı iddia edilen Kissinger’ın AKP bağlantısı kafa karıştırdı

ABD’de gizliliği kaldırılan CIA belgeleri Türkiye’yi karıştırdı. Dışişleri eski Bakanı Henry Kissinger’ın 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren’le gizli işbirliği yaptığı iddia edilen belgelere göre, Yahudi politikacı, Türkiye’ye el altından silah da satmış.



Bu bilgilerin ortaya çıkması, New York’ta basına kapalı bir özel görüşmeyi hatırlattı. Yahudi lobisinin ünlü ismi Kissinger, Cüneyt Zapsu’nun aracılığıyla Tayyip Erdoğan’la bir otelde buluşmuş, saatlerce konuşmuşlardı...



‘Süpürmeyin kullanın...’ demişti


Tarİh: 20 Aralık 2006.


YER:New York,

St. Regis Oteli.

Cüneyt Zapsu Yahudi Kissinger’ı Erdoğan’la buluşturdu



Sis perdesi aralanıyor


12 Eylül’e giden yolda Evren’le gizli işbirliği yaptığı iddia edilen ABD eski Dışişleri Bakanı Kissinger’ın Zapsu ile olan bu fotoğraf kafaları karıştırdı




ABD’de gizliliği kaldırılan CIA belgelerinde Dışişleri eski Bakanı Henry Kissinger’ın 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren’le gizli işbirliği yaptığı iddia edildi. Belgelere göre, Yahudi politikacı, Türkiye’ye el altından silah da satmış. Bu bilgilerin ortaya çıkması, New York’ta 20 Aralık 2006’da gerçekleştirilen basına kapalı bir özel görüşmeyi hatırlattı. Yahudi lobisinin ünlü ismi Kissinger, Cüneyt Zapsu’nun aracılığıyla Tayyip Erdoğan’la bir otelde buluşmuş, saatlerce konuşmuşlardı. CIA’nın 1970’lerdeki faaliyetlerini anlatan ve “Aile Mücevherleri” olarak adlandırılan yaklaşık 700 sayfalık CIA belgeleri, gizliliğinin kaldırılmasının ardından 4 gün önce kamuoyuna açıklandı. Cumhuriyet gazetesinde yer alan ve bağımsız internet haber sitesi Raw Story’ye dayandırılan habere göre, Kissinger,12 Eylül’e giden yolda darbeyi gerçekleştiren Orgeneral Kenan Evren’le gizli işbirliği yaptığı iddia edildi.



Ecevit’e by-pass


Raw Story’ye konuşan ve kimiliklerinin açıklanmasını istemeyen istihbarat kaynakları Kissinger’ın Türkiye’nin Kıbrıs harekâtına destek verdiğini doğruladılar. O dönemde Türkiye’de çalışan bir istihbarat yetkilisiyse, Kissinger’in Ecevit’i by-pass ederek daha sonra 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Orgeneral Kenan Evren ’le gizli işbirliği yaptığını öne sürdü. Kıbrıs müdahalesinin ardından ABD’nin uyguladığı silah ambargosuna karşın CIA’nın Kissinger’ın talimatıyla Türkiye’ye gizlice silah satmaya devam ettiğini kaydeden yetkili, Evren ve Kissinger arasındaki ilişkilerin 12 Eylül darbesine giden yolu açtığını savundu.



CIA üzerinden...



Eski bir CIA yetkilisi, Kissinger’ın Sosyal Demokrat olan Ecevit konusunda kuşkuları olduğunu kaydetti. Kıbrıs harekatından sonra “askeri yardımı teknik olarak kestik” diyen yetkili, yardımın teknik olarak kesilmekle birlikte CIA üzerinden sürdüğünü ifade etti. Yetkili, “Sonunda Ecevit’in devrilmesine de bunun yol açmış olabileceğini” savundu. Eski CIA yetkilisine göre demokratik yollarla seçilmiş Ecevit’in Johnson yönetimiyle ilişkileri iyiydi, ancak Kissinger’ın görev yaptığı Nixon yönetiminin Ecevit’le bazı meseleleri vardı. “Bunların ne olduğunu hatırlamıyorum” diyen kaynak “Ama Beyaz Saray’ın Ecevit’ten hoşlanmadığını hatırlıyorum” dedi.





New York’ta gizli görüşme


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2006’da Amerika’ya yaptığı ziyarette Yahudi lobisinin etkin isimleriyle gizli görüşmeler gerçekleştirmişti. Erdoğan, ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrook ile biraraya gelmişti. Kissinger ve Holbrook ile görüşme 20 Aralık’ta Başbakan Erdoğan’ın kaldığı New York St. Regis Oteli’de yapılmıştı. Ayrı ayrı yapılan görüşmelerde Başbakan Erdoğan’ın siyasi danışmanı Cuneyt Zapsu da bulunmuştu. Kissinger ve Holbrook’a Zapsu eşlik etmişti. Cüneyt Zapsu’nun ayarladığı toplantılar basına kapalı yapılmış ve içerde neler konuşulduğuyla ilgili sorular cevapsız bırakılmıştı.



http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ha...-sirrinda.html


***



ZAPSU AYARLADI, ERDOĞAN BULUŞTU

21.12.2006



Holbrook- Zapsu- Kissinger

Eski ABD Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger ve eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrook, Başbakan Tayyip Erdoğan’la New York’ta kaldıgı St. Regis Oteli’nde göruştü. Kissinger ve Holbrook’a, Erdoğan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu eşlik etti. Başbakan, ABD ziyaretlerinde mutlaka Yahudi örgütleriyle biraraya gelerek fikir alışverişinde bulunuyor. AKP’nin Yahudi lobisiyle buluşmasını, bir süre önce ölen Ahmet Münir Ertegün ayarlıyordu...


Yahudiler Erdoğan’dan çok memnun

Başbakan her ABD ziyaretinde olduğu gibi yine Yahudi cemaatinin temsilcileri ile biraraya geldi. Toplantının ardından açıklama yapan Yahudiler bir çok konuda Erdoğan’la aynı fikirde olduklarını belirttiler .

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eski Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlarından Henry Kissenger ve Yahudiler örgütlerinin temsilcileriyle ayrı ayrı görüştü. Görüşmeler, Erdoğan’ın konakladığı St. Regis Otelinde basına kapalı olarak gerçekleştirildi. Toplantının ardından gazetecilere kısa bir açıklama yapan Yahudi Örgütleri Konferansı Derneği’nin (Conference of Presidence of Major Jewish Organizations) Başkan Yardımcısı Hoenlin, Başbakan Erdoğan’la yaptıkları toplantıda, Türkiye ile ABD ilişkileri kapsamında ve dünyada teröre karşı yapılan savaşla ilgili önemli konular üzerinde görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Hoenlin:Fikir birliği içindeyiz

Yahudi Örgütleri Konferansı Derneği’nin Başkan Yardımcısı Hoenlin, “Pek çok konuda fikir birliği içindeyiz ve aynı endişeleri paylaşıyoruz. Farklı düşüncelerimiz önemli olmayan konular üzerinde” diye konuştu. Gazetecilerin bu görüş farklılıklarının neler olduğunu sormaları üzerine, Hoenlin, “Bunlar temel meselelerle ilgili değil” diyerek kendilerinin Filistin’de seçimlerin yenilenmesi fikrini desteklediklerini, Başbakan Erdoğan’ın ise seçimlerin yenilenmesinin Filistinliler için yararlı olmayacağı görüşünü taşıdığını söyledi.

Başbakan yeterli bilgi vermedi


Başbakan Erdoğan ise Yahudi cemaatiyle yaptığı görüşmede nelerin görüşüldüğü konusunda fazla bilgi vermedi. Erdoğan New York’ta düzenlediği basın toplantısında “Yahudi cemaati temsilcileri ile bir görüşmeniz oldu.

Erdoğan'ın görüştüğü iki Yahudi isim; Eski ABD Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger ve eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrook.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın New York’ta yaptığı toplantılarda, basın içeri sokulmadı. Yahudi Örgütleri Konferansı Derneği’nin sözcüsü Malcolm Hoenlin, özel buluşmanın ardından soruları cevaplandırırken, Türkiye ile aralarında sürekli bir işbirliği bulunduğunu söyledi. Hoenlin, Başbakan Erdoğan’la yaptıkları toplantıda, Türkiye ile ABD ilişkileri kapsamında ve dünyada teröre karşı yapılan savaşla ilgili önemli konular üzerinde görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Fikir birliğindeyiz

Hoenlin, “Pek çok konuda fikir birliği içindeyiz ve aynı endişeleri paylaşıyoruz. Farklı düşüncelerimiz, önemli olmayan konular üzerinde” diye konuştu. Gazetecilerin bu görüş farklılıklarının neler olduğunu sormaları üzerine, Hoenlin, kendilerinin Filistin’de seçimlerin yenilenmesini istediklerini, Erdoğan’ın ise seçimlerin yenilenmesinin yararlı olmayacağı görüşünü taşıdığını söyledi.

Holbrook- Zapsu- Kissinger


Eski ABD Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger ve eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrook, Başbakan Tayyip Erdoğan’la New York’ta kaldıgı St. Regis Oteli’nde göruştü. Kissinger ve Holbrook’a, Erdoğan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu eşlik etti. Başbakan, ABD ziyaretlerinde mutlaka Yahudi örgütleriyle biraraya gelerek fikir alışverişinde bulunuyor. AKP’nin Yahudi lobisiyle buluşmasını, bir süre önce ölen Ahmet Münir Ertegün ayarlıyordu...

Yahudiler Erdoğan’dan çok memnun

Başbakan her ABD ziyaretinde olduğu gibi yine Yahudi cemaatinin temsilcileri ile biraraya geldi. Toplantının ardından açıklama yapan Yahudiler bir çok konuda Erdoğan’la aynı fikirde olduklarını belirttiler .

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eski Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlarından Henry Kissenger ve Yahudiler örgütlerinin temsilcileriyle ayrı ayrı görüştü. Görüşmeler, Erdoğan’ın konakladığı St. Regis Otelinde basına kapalı olarak gerçekleştirildi. Toplantının ardından gazetecilere kısa bir açıklama yapan Yahudi Örgütleri Konferansı Derneği’nin (Conference of Presidence of Major Jewish Organizations) Başkan Yardımcısı Hoenlin, Başbakan Erdoğan’la yaptıkları toplantıda, Türkiye ile ABD ilişkileri kapsamında ve dünyada teröre karşı yapılan savaşla ilgili önemli konular üzerinde görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Hoenlin:Fikir birliği içindeyiz

Yahudi Örgütleri Konferansı Derneği’nin Başkan Yardımcısı Hoenlin, “Pek çok konuda fikir birliği içindeyiz ve aynı endişeleri paylaşıyoruz. Farklı düşüncelerimiz önemli olmayan konular üzerinde” diye konuştu. Gazetecilerin bu görüş farklılıklarının neler olduğunu sormaları üzerine, Hoenlin, “Bunlar temel meselelerle ilgili değil” diyerek kendilerinin Filistin’de seçimlerin yenilenmesi fikrini desteklediklerini, Başbakan Erdoğan’ın ise seçimlerin yenilenmesinin Filistinliler için yararlı olmayacağı görüşünü taşıdığını söyledi.


Başbakan yeterli bilgi vermedi

Başbakan Erdoğan ise Yahudi cemaatiyle yaptığı görüşmede nelerin görüşüldüğü konusunda fazla bilgi vermedi. Erdoğan New York’ta düzenlediği basın toplantısında “Yahudi cemaati temsilcileri ile bir görüşmeniz oldu. Neler konuştunuz, burada Hamas konusundaki görüş ayrılıklarını giderdiniz mi?” sorusuna da şu cevabını verdi:

Filistin’de seçim doğru değil

“Biz kendilerine düşüncemizi söyledik. Şu anda Filistin’de erken seçimin Sayın Abbas tarafından ilan edilmiş olmasını, ben bunu tabii kendi açımdan söylüyorum, doğru bulmadığımı söyledim. Onlar ise bir tıkanıklığı aşmak için sayın Abbas’ın bunu istediğini söylediler. Ben de ‘Abbas’ın tek başına erken seçime taraf olması Filistin halkının iktidara taşımış olduğu bir siyasi partiyi yok farzetmek anlamına gelir dedim.’

Adayımızı Nisan’da açıklayacağız

Başbakan Erdoğan kendisinin cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı tartışmaları hakkındaki soruyu da “Biz kamuoyu araştırmaları, halk, milletvekileri, parti teşkilatı, ilgili kurumların kanaatinin görüşlerini aldıktan sonra kararımızı veririz. Şahsım üzerindeki tartışmalar art niyetlidir. Nisan’dan önce herhangi bir isim açıklamayacağız” şeklinde yanıtladı.


kaynak: http://hanifislam.com/H_Aiberg/Siyonist_Tayyip.htm
__________________
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?

TÜRKİYE CUMHURİYETİ=TERÖRİST.Bunu Kim mi Diyor???


Fethullah'ın finanse ettiği vatan haini taraf gazetesi Ergenekon operasyonuyla asıl hedeflerinin ne olduğunu gösteriyor. Fethullah'ın,Tayyip Erdoğan'ın gerçek niyetleri ortaya çıkıyor.



HEDEF: TÜRKİYE CUMHURİYETİ


GÖREV: YIKMAK







ÜMİT ZİLELİ

Ergenekon 1923te Kuruldu






setImgWidth();



Ergenekon iddianamesi geçen cuma günü açıklandı. Cumartesi günü Taraf gazetesinin manşeti şöyleydi:

- 1923te kuruldu, 2008de arınıyor.

Neydi 1923te kurulan?.. Ergenekon!.. 1923 neyin tarihiydi?.. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun!. . Öyleyse neymiş Ergenekon? Türkiye Cumhuriyetinin ta kendisi!.. Bu durumda, 2008de Ergenekonla birlikte kimden arınıyormuşuz?. .

- Türkiye Cumhuriyetinden! !!

Utanmasalar, bir türlü bulamadıkları 1 numaraolarak da Büyük Devrimciyi gösterecekler! .. Aslına bakarsanız Cumhuriyeti hedef göstererek bunu zaten yapmış durumdalar!. . Ben, bugüne dek, işbirlikçiliğin, emperyalizme alet, kendi yurduna düşman olmanın pek çok çeşidini gördüm ama böylesine açık, böylesine göstere göstere misyonerlik faaliyetine ilk kez tanık oluyorum...


- Kutlarım!..

***

Aslında, kendi mantıklarında ve de yapılan uzun erimli plan çerçevesinde son derece tutarlı yol aldıklarını teslim etmek lazım!..

Geçen hafta yazdığım Yeni Mandacılarbaşlıklı yazımda, bir Alman ajanının, Türkiye yapay bir devlet, Türk ulusu yapay bir ulus. Atatürk Ermenileri ve Rumları yok ederek bu devleti zorla yarattı sözlerini anımsattıktan sonra, bir Türk profesörün, AKPnin anayasa taslağını hazırlayan komisyonun başkanı Ergun Özbudunun şu satırlarına yer vermiştim:

- Olan şey, Mustafa Kemalin var olmayan, farazi bir varlığı, Türk milletini ayağa kaldırarak ona hayat vermesiydi. Onun girişmiş olduğu projenin gerçek boyutlarını bize veren ve düşüncesinin ütopyacı niteliğini ortaya çıkaran, olmayan bir şey için sanki varmış gibi çalışması ve onu var etme yolundaki kabiliyetidir. ..


Bu aynı tornadan çıkmışçasına birbirini tamamlayan düşmanlığın üzerine şöyle bir yorumla devam etmiştim:

- Yıllar önce üstü kapalı bir şekilde, Türkiye yalnızca Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir diyorlardı. Artık Türkler zaten yoktuya kadar geldiler...

Yeni aşama ise Tarafın manşetinden ilan edilmiş bulunuyor.

- Zaten Türkiye Cumhuriyeti de yoktu!..

Bir imparatorluğun küllerinden, emperyalizme karşı başarıya ulaşmış ilk Kurtuluş Savaşını vererek kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti aslında yalnızca elleri kanlı bir çeteydi!.. Tam 85 yıl, görünürde cumhurbaşkanları seçerek, hükümetler kurarak, bütçeler yaparak, dış politikalar oluşturarak kanlı yeraltı faaaliyetlerini sürdüren bu karanlık çete, nihayet, dış dünyanın da desteği ile afişe edildi ve şimdi 2008 yılında arınıyor!...


Kim arınıyor sorusunun yanıtı yok. Ben bir tahminde bulunayım; arınacak olan yapay Türk ulusu olamayacağına göre, kendisini Türk zanneden milyonlarla birlikte her türden topluluklar, cemaatler, etnik gruplar, bu yapay cumhuriyetten arınacak 70 küsur milyonu oluşturuyor!. .

- Pekiii, arındıktan sonra ortada yapay ulus, yapay devlet filan kalmayacağına göre, bu ahali nereye sokuşturulacak? ..

Çok kolay!.. Elde zaten harita mevcut... Hatırlasanıza canım, Amerikan Genelkurmayının yarı resmi dergisinde geçen yıl yayımlanmıştı hani... Türkiyeyi parçalara ayırmış, Kürt devletine Karadenize çıkış yolu bile vermiş, Doğu Anadolunun göbeğine Ermenistanı oturtmuş olan haritadan söz ediyorum!..

Yine mi anımsamadınız? Hafızanız çok zayıf!.. O halde çok uzatmadan, Lozanla yırtıp tarihin çöp sepetine attığımız Sevr anlaşmasının yeni versiyonu desem? Evet işte o:

- Yeni Sevr!..

***

Türkiye, tarihinin en keskin virajını dönüyor...

Öyle ki; bu tam anlamıyla bir var oluş-yok oluş mücadelesi... Ve her şey çok açık oynanıyor. Yüzlerindeki maskeleri tamamen atan işbirlikçiler, kapısına bağlandıkları efendilerinin talimatlarını, üzerine ruhlarını, kinlerini ve nefretlerini de koyarak açıkça yerine getiriyorlar. ..


Pekiii, olmayan Türk ulusu bu durum karşısında ne yapıyor?.. Son zamanlarda yurdun dört köşesinden edindiğim izlenimle bitireyim:

- Olmayan millet, fena halde bileniyor!..

AKP kapatılmadı

Ancak laikliğin odağı haline geldiği de saptandı. Bu kararın AKPnin aklının başına almasını sağlayacağını, Türk ulusunun ise geleceğini karartmayacağı nı ümit etmek istiyorum.



e-posta: umitzileli@gmail. com








__________________

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?



YARGI BEBEK Katili Apo'ya SAYIN, ŞEHİTLERİMİZE KELLE diyen TAYYİP'E cezayı kesti


YARGI BEBEK Katili Apo'ya SAYIN, ŞEHİTLERİMİZE KELLE diyen TAYYİP'E cezayı kesti




Vatan bayrak namus uğruna şehit olan bu milletin çocuklarına ‘kelle’ diyerek aşağılayan ve ‘yan gelip yatmakla’ suçlayan fakat eli kanlı katil Apo’ya ‘sayın’ diyen kişiye saygı göstermek mümkün değildir. Milletimiz, artık, Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘Sayın Başbakan’ olarak değil APO’ya saygı gösteren bir kelle olarak anacaktır. Recep Tayyip Erdoğan’ın safı belli olmuştur; O, bundan sonra Apo’nun yoldaşıdır. Milletin evlatlarını APO katletmekte Recep Tayyip Erdoğan ‘ kelle’ hesabı tutmaktadır.













ANKA Haber Ajansı'nın haberine göre, Öcalan'a 'sayın', şehitlere 'kelle' sözlerinin cezası Yargıtay'da onandı...

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Avustralya’da katıldığı radyo programında, terörist başından “sayın”, şehitlerden de “kelle” olarak söz eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen “3 kuruşluk” tazminat kararını onadı. Başbakan Tayyip Erdoğan, yerel mahkemenin kararına çok sert tepki göstermişti. Partisinin Grup toplantısında olaya “hile-i şeriye” karıştırıldığını söyleyen Erdoğan, davanın “hiç alakası olmayan” Kartal’da açılmasına da dikkat çekmiş, “Ben Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyım. Tazminata mahkum edileceksem, bunun hakkı verilir” demişti.




-YARGITAY KARARI OYBİRLİĞİ İLE-



Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin verdiği kararı onayan Yargıtay şu görüşleri dile getirdi:

“Davacılar vekili dilekçesinde, müvekkillerinin şehit anneleri olduğunu, davalının bir konuşması sırasında şehitler için ‘kelle’ tabirini kullandığını beyan ederek, şimdilik 3’er kuruş manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, birleştirme kararı verilmiş, bu kararın dava tarafından temyizi üzerine mahkemece birleştirme kararının nihai karar ile birlikte temyiz edilebileceği gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına oybirliğiyle karar verildi.”



-MAHKEME KARARI ERDOĞAN'I KIZDIRMIŞTI-



Başbakan Erdoğan, mahkemenin verdiği üç kuruşluk tazminat kararına büyük tepki göstermiş ve Parti'sinin Grup toplantısında şunları söylemişti:



HİLE-İ ŞERİYE UYGULAYACAKLAR YA!




“Ben, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyım. Şahsımla alakalı, düşünebiliyor musunuz, dava açıldı. Neymiş birisine ben ‘sayın’ demişim ve bundan dolayı açılan dava da ne biliyor musunuz? 3 kuruşluk manevi tazminat davası... Niye? Acaba diğerleri tutar mı tutmaz mı? Hile-i şeriye uygulayacaklar ya...”



-BEN CEZAYA İNANMALIYIM-



“Her zaman şunu biz biliriz. Suçun işlendiği yer, eğer matbuatsa yayının yapıldığı yer, suçlunun, zanlının, neyse bulunduğu yer... Hiç alakası olmayan bir yer. Nerede? Kartal ilçesinde... Bunu anlamakta zorlanıyorum. ‘Adalet mülkün esasıdır’ diyorsak, bu esas yerine gelmeli. Çünkü ben de ceza alıyorsam, bu cezaya inanmalıyım. Demeliyim ki, bu ceza haklı, ben de bu cezayı çekmeliyim.



-OLMAZ BÖYLE ŞEY-



“Şu olaya bak, üç kuruşluk manevi tazminat... Ne demek bu? ‘Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını ben manevi tazminata mahkum ettirdim...’ Olmaz böyle şey... Hukuk, bu kadar zedelenmemeli, bu duruma getirilmemeli. Eğer ben bir manevi tazminata mahkum edileceksem, bunun hakkı verilir, öyle mahkum edilir. Ama ben de buna layık olduğumu kabul ederim. Yoksa nefislerimizi tatmin için bu tür kararlar verilmez.”








kaynak: http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/S...20onay!&ver=14







__________________


Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?



BU ÜLKE HANGİ ÜLKE?

31 Temmuz 2008 Perşembe

BU ÜLKE HANGİ ÜLKE? CİDDİ İDDİALAR
BU ÜLKE HANGİ ÜLKE?

Alın çayınızı kahvenizi başlayın düşünmeye... Aranızda bu çok zor bilmeceyi çözen olursa herhalde diğer grup üyelerini de haberdar eder, değil mi? Teşekkürler

Bu arada şu fıkrayı bilirsiniz değil mi; Hani adamın teki sokağa çıkmış avaz avaz memlekete sövüyor.

- Ben bu memleketi soyana da, satana da, hortumcuya da...!!*?*!? *?*!!

Sonunda tutuklanır ve karakola çekilir. Komiser:
- Sen memleketimize küfretmişsin, hakaret etmişsin. Bu suçtur..vs. vs deyince, küfreden adam:

-Valla Komiserim ben memleketime hiç küfür eder miyim? Ben başka bir memlekete küfür ediyordum, der. Komiser bakar ve

- Det get Teres, ben hangi memlekete küfür edileceğini bilmez miyim? Der.

BİR POLİTİKACININ "AK'ÇELİ HESABI" YA DA
BU BAŞBAKAN HANGİ BAŞBAKAN?
BU BÜYÜKELÇİ HANGİ ÜLKENİN BÜYÜKELÇİSİ?
BU YEŞİL CEKETLİ, HANGİ YEŞİL CEKETLİ?
BU ÜLKE HANGİ ÜLKE?!

Sırdaş Hesap?!
Yer: ?!
Zaman: 2005'in ilk çeyreği!

Görüşme, büyük bir ülkenin Büyükelçisi ile özgül ağırlığı yüksek bir ülkenin Başbakanı arasında geçmektedir.

Görev yaptığı her ülkeyi karıştırması ile ünlü Büyükelçi, oturduğu yerden, küstahça bir tavırla, "Şöyle buyurun" diye yer gösterir.

Başbakan, yapılan saygısızlığı anlayacak durumda değildir.

Hemen konuya girer.

Heyecanla "Sayın Büyükelçim, acil görüşmem lazım diye haber

yollamışsınız, konu nedir?" diye sorar.

Büyükelçi buz gibi bir ses tonu ile önünde duran dosyayı muhatabına

doğru itekleyip, "Lütfen sessiz olup, şu dosyayı inceleyin!" der.

Dosyada, Başbakan'ın, 5 farklı hesapta yer alan, 7 milyar dolarlık

"Gizli Serveti"nin belgeleri yer almaktadır.

Başbakan, kendisinden istenileni yapar ve sessizce dosyayı incelemeye başlar.

Büyükelçi ise bu arada direkt konuya girer:

"Sayın Başbakan, eğer dediklerimizi yaparsanız, bu 'Sırdaş hesap'ınızdan hiç kimsenin haberi olmaz!"

Başbakan bu sözlere "olur" anlamında başını sallayınca, Büyükelçi hemen önünde duran kâğıttan, POP'çular adına isteklerini tek tek sıralamaya başlar:

İSTEK LİSTESİ

1- Ülkeniz, ülkemin, "İn.(?!) Üssü"nü istediği gibi kullanmasına ses
çıkarmayacak!

2- Ülkeniz, Kıbrıs'ta üstünlüğü ülkem ve AB lehine devretmeyi
Kabul edecek!

3- Ülkeniz, Kuzey Irak ve Irak'taki çıkarlarını, İngiltere, İsrail
ve ABD'ye devretmeyi kabul edecek!

4- Ülkeniz, ülkem, Afganistan'ı terk edeceği için bizim yerimize
hedef haline gelmeyi kabul edecek!

5- Ülkeniz, içerde Kürt sorununun nasıl çözümleneceğine ilişkin
önceliği tamamıyla İsrail, ABD ve İngiltere'ye devredecek!

Sayın Başbakan, buna karşılık ABD, İsrail, İngiltere üçlüsü, sizin

servetinizle ilgili bilgileri kamuoyuna sızdırmamayı taahhüt eder!

Teklifimiz budur, ne diyorsunuz?"

Tüccar politikacı, başını yavaşça incelediği dosyanın üzerinden

kaldırıp, gözlerini Büyükelçi'ye doğru çevirir.

Dudaklarını büzüp, başını sallayarak "Tamam anlaştık" der.

Bu arada kendisine şantaj yapan Büyükelçiye de "sus payı" vermeyi

ihmal etmez.

Ne var ki, çok kısa bir süre sonra, "Başbakan'ın sırdaş hesabı"

üzerinden şantaja maruz kalan ülkenin "askeri istihbarat birimi", bu çok özel görüşmeyi deşifre etmeyi başarır.

Bunun üzerine, hemen Büyükelçi'nin bağlı olduğu okyanus ötesi

ülkenin başkenti ikaz edilir; "Açığa düştünüz, bir tatsızlığa yol açmadan

tez vakitte, adamınızı geri çekin!"

Aç gözlü Başbakan'ın aldığı rüşvetler yüzünden, neredeyse ülke bir

maceraya sürüklenmek üzeredir!

Büyükelçi'nin bağlı olduğu ülke, bir süre, bu isteklere olumlu

cevap vermek istemez.

Bunun üzerine art arda Büyükelçilik binasının dibinde ses bombaları patlar!

Üst düzeyde bir asker, havalimanında yere düşen silahtan çıkan

kurşun ile kaza sonucu yaralanır!

Buna benzer talihsizlikler peş peşe sıralanmaya başlayınca, okyanus

ötesi ülke, en sonunda anlar ki, hiçbir şey düşündüğü kadar basit değil!

Başbakan atamak ya da Başbakan'ı satın almak sorun çözmüyor!

Diplomatik gerginlik, şantaj yapılan ülkenin Cumhurbaşkanı'nın

yapacağı Suriye ziyareti üzerine patlak veren "demeç krizi" bahane edilerek "Büyükelçi"sini geri çekmesi ile son bulur.

Okyanus ötesi ülke, bu yüzden bir süreliğine, şantaj yaptığı ülkeye

Büyükelçi atamaz değil, atayamaz!

MAMACI BAŞBAKAN

Öte yandan.

"Tüccar Politikacı", bu süre içinde boş durmamıştır!
Kendini garantiye almak için birçok yere rüşvet dağıtır.
"Bonus kafalı" bir danışmanının aracılığı ile bazı Paşa'lara
hediye çekleri gönderir, özel ortamlarda buluşup el sıkışır!
Yargı'da görevli bazı hâkimleri ise bir Belediye Başkanı'nın
nüfuz alanının üzerinden yemlemeyi tercih eder!
Medya patronlarını ise özelleştirme maması ile kandırır!
Bazı muhalefet partisi genel başkanlarına ise ihalelerden pay
verip, susturur.

Siyasi rakibi bir başka partinin genel başkanının ise Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi'nden gelecek para hayali ile kandırır.
Bu sayede, "7 milyar dolarlık saklı serveti"nin açığa çıkmasını
önlemiş olur!

Ama...

Ne yaptıysa, Allah izin vermediği için, deniz kıyısında maaile
oturmak için aldığı, 5 villanın açığa çıkmasını, basında haber olmasını
önleyemez.

Çamura battıkça hırçınlaşır!
Hırçınlaştıkça, yanlış üstüne yanlış yapar!
"7 Dakikalık" görüşmenin öfkesi ile soluğu "Soçi"de alır!
Kendisini iktidara getiren güçleri satıp, bir başka güç merkezi ile
pazarlık yapmaya kadar işi vardırır. Ama bu çok özel pazarlık, her nasılsa deşifre edilir!
Bunun üzerine, bayramda kendisini, iktidara getiren küresel güç
odaklarının isteği üzerine uluslararası bir terörist serbest bırakılır!
Güvenlik danışmanlarının, bu "Pazarlamacı Başbakan"ın önüne koyduğu
notta "Kendisi ve ailesinin ölümle tehdit edildiği" yazmaktadır.
Yani sokağa salınan terörist ile birileri açıkça kendilerini
satan Başbakan'a mesaj vermek istemiştir.
Başbakan da bu mesajı duyunca, evinin kapısının önünde düşüp bayılır.
Bir gün süreyle korkudan sokağa çıkamaz.
Gazetecilerin konuyla ilgili sorduğu tüm soruları ise cevapsız
bırakmayı tercih eder.

"Tüccar Başbakan" bunun üzerine, hemen Cumhurbaşkanlığı
seçimlerini öne aldırma sürecinin düğmesine basar.
"Bonus kafalı" danışmanı üzerinden satın aldığı Yeşil Ceketli
dostlarından yardım ister.

İşte o "Yeşil Ceketli"lerden biri, "bir grup Yeşil Ceketli" adına,
çalmaktan sabıkalı, 7 milyar dolarlık serveti üzerinden açıkça şantaja
uğramış bir Başbakan'a, sahip çıkmakta bir sakınca görmez.

MÜCAHİTKEN, MÜTEAHHİT OLMAK

Bir gazeteci aracılığı ile kamuoyuna "Ordu açısından, bu tüccar,

komisyon zengini Başbakan'ın, Cumhurbaşkanı olmasında herhangi bir sakınca yoktur" diye fetva verip; "Pazarlamacı Başbakan"ı kurtarmak için, görevdeki Cumhurbaşkanı'nın zamanından önce emekli edilmesi tartışmalarını başlatmak için gündem yaratmaya çalışırlar.

Ama adı saklı bu "Yeşil Ceketli" güruhun "peçe"sini, haberin
mürekkebi kurumadan, kendi meslektaşları düşürürler.
Ne var ki, ağızlarından Allah'ın adını düşürmeyen "din
bezirgânları", son numaralarında yine açığa düşmüşlerdir!

Evet!..

Bu ülke hangi ülke?!

Bir dönem "Mücahit"ken, "Müteahhit" olan ve şimdi "Sırdaş Hesabı"nda
yaklaşık "7 milyar dolar" saklı parası bulunan Başbakan hangi Başbakan?!
Bu Başbakan'a şantaj yapan Büyükelçi hangi ülkenin Büyükelçisi?!

Bu hırsız Başbakan'ı, Cumhurbaşkanlığı Köşk'üne çıkarmak için
kamuoyu oluşturmaya çalışırken açığa düşen "Yeşil Ceketli", hangi ülkenin ordusunda görev yapan bir "Yeşil Ceketli"?!

Var mı bilen?!
Var mı duyan?!
Var mı gören?!
Varsa bilen, bilmeyenlere anlatsın!

"Bir memlekette namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o
memleket için kurtuluş yoktur!"

Tarhan Taykut

    Powered By Blogger

    Videolar

    Tayyip Erdoğan: BOP Eşbaşkanıyım

    Link: sevenload.com

    Tayyip Erdoğan: Diyarbakır'ı BOP'un Merkezi Yapacağım

    Link: sevenload.com

    NİHAT GENÇ TÜRK GENÇLİGİNE SESLENİYOR​ - ARTIK UYUNMA ZAMANI

    Link: sevenload.com

    Abdullah Gül'ün Colin Powell ile Gizli İHANET Anlaşması

    Link: sevenload.com

    Fethullah Gülen Hz. Muhammed'e gerek yok diyor

    Link: sevenload.com

    Fethullah Gülen Müslümanların düşamanı Hristiyanlarla ittifak yapalım diyor.

    Link: sevenload.com

    Fethullah Gülen Papaz okulu açılsın diyor

    Link: sevenload.com

    Fethullah Gülen ve Haçlı Komutanı Papa'nın elinin öpülmesi

    Link: sevenload.com

    CIA Ajanı Fethullah Gülen Gerçeği - 1

    Link: sevenload.com

    CIA Ajanı Fethullah Gülen Gerçeği - 2

    Link: sevenload.com

    CIA Ajanı Fethullah Gülen Gerçeği - 3

    Link: sevenload.com