Merhaba
Türk Ordusunun Kök Hücresi Teğmen’i Harcarsan-Behiç Gürcihan
Türk Ordusunun Kök Hücresi Teğmen’i Harcarsan-Behiç Gürcihan

2004 yılında; cuntacılığını tespit ettiklerini huzura çağırıp, artık günlüklere dökülmüş faaliyetleri hakkında içi boş uyarılar yapmak yerine, askeri yargıyı devreye sokar, mensubunu o gün yargılarsın. O gün yargılamadıklarının bugün kimlerin önüne malzeme olacağını ve bunun Türk Ordusu’nun aleyhine nasıl kullanılacağını bilirsin.
Hukukçuysan bilirsin, askersen haydi haydi bilirsin.
Derdin, Türk Ordusu’nun alenen aşağılanmasının önüne geçmekse zamanında ve yerinde hareket edersin. Mensuplarını da Ergenekon operasyonuna yem etmezsin.
Dünyanın en zor, en tehlikeli trapezinde yürür. Hem asker, hem hukuk adamıdır. Belli sınırlar çerçevesinde astın üste tabi olduğu bir meslekte sadece yasalara, aklına ve vicdanına tabi olması gereken bir alanda icra eder faaliyetlerini. O ince çizgide varolmak şeref meselesidir ve hatta yükselmek dünyanın en zor zanaatıdır; en eskisi olmasa bile.
Genelkurmay Adlî Müşavirliği o yüzden devletimizin en sıcak odalarından biridir. Bu odanın icraatlarını takip etmek, bağırsakları düğüm düğüm olmuş devletimizin çektiği sancıları teşhis etmek adına çok önemlidir.
Şahit olduklarınız, bu odada yaşananların TSK’ya yansımasıdır.
Sözkonusu 3-5 bin kişinin okuduğu bir internet sitesine “alenen aşağılamak” suçlamasıyla dava açmak olduğunda iş kolaydır.
“Türkiye’nin en iyi ihraç malı ordusudur” diyerek Mehmetçik’in kanını ve terini metalaştıran küresel tefeci ve kara para aklayıcısı Soros’a dava açmak ise güven, özveri ve tecrübe ister.
Herkesin gittikçe daralan bir piramidin tepesine tırmanmaya çalıştığı hiyerarşik, disiplinli ve kapalı camialarda “cunta faaliyetleri” çok geçmeden tespit edilir.
Cuntaya karşı harekete geçmek,ASKER ile HUKUKUN en rahat dansedebildiği alandır. Askeri hukukta da, askerlik mesleğinde de cuntacılık en ağır askeri disiplin suçudur. Sivil yargıdan önce askeri yargıyı ilgilendirir.
Adı milyon avroluk yolsuzluk skandalına karışmış adamını bile adalete teslim etmeyen bir partinin oyununa alet etmeden; Türk Ordusu’nun Paşa’sını kelepçeleyerek elaleme afişe etmeden de hem hukukun hem askerliğinin gereğini yerine getirebilirsin.
Çok basit.
2004 yılında; cuntacılığını tespit ettiklerini huzura çağırıp, artık günlüklere dökülmüş faaliyetleri hakkında içi boş uyarılar yapmak yerine, askeri yargıyı devreye sokar, mensubunu o gün yargılarsın. O gün yargılamadıklarının bugün kimlerin önüne malzeme olacağını ve bunun Türk Ordusu’nun aleyhine nasıl kullanılacağını bilirsin.
Hukukçuysan bilirsin, askersen haydi haydi bilirsin.
Derdin, Türk Ordusu’nun alenen aşağılanmasının önüne geçmekse zamanında ve yerinde hareket edersin. Mensuplarını da Ergenekon operasyonuna yem etmezsin.
İstediğin zaman bunu yapabileceğinin örnekleri çoktur.
Senin nutuğunu çektiğin “Atatürkçü Düşünce Sistematiğini” içselleştirdikleri için, ülke adına samimi kaygılarla yanlış yapan teğmenlerinin medyaya malzeme edildiği günlerde Diyarbakır’da sonuçlanan dava bunun kanıtıdır.
Diyarbakır’da yine aynı şekilde sivillerle beraber ihalelere fesat karıştıran albay ve yarbayını nasıl askeri mahkemede yargılayıp medyaya malzeme etmiyorsan; teğmenlerini de askeri bir suçla yargılayıp medyaya malzeme etmekten kurtarabilirsin.
Kaleme aldığı hukuk abidesi iddianamede ağzınıza pelesenk, duvarınıza tablo yaptığınız Atatürk’ü ve düşünce sistematiğini açıkça “terörizm” ve “terörle” benzeştirmeye çalışan savcının önüne o teğmenleri çıkarmazsın.
Askersen yapmazsın, hukukçuysan hiç yapmazsın.
Teğmenlerin yanına verdiğin askeri inzibat, altlarına verdiğin askeri araçla “her şey kontrol altında” imajı verdiğini zannedip, bizi de keriz yerine koymazsın.
İşin ilginci…
Çürük raporu çürük çıkan YARSAV Başkanı Eminağaoğlu’nun çürük raporunu sağlama almak için saatlerce toplantı yapıp, “sağlam” çürük raporu alması için GATA’nın kapılarında generallerin karşılamasını sağlarsın ama 5 teğmeninin çürük medyaya yem olmaması için aynı çabayı göstermezsin.
Anlaşılıyor ki sen, Türk ordusunun namusunu yolsuz yarbaylar ve çürük raporlu bürokratlar söz konusu olunca hatırlar, “ülke elden gidiyor” kaygısı gençliğine kurban giden çakı gibi teğmenlerin söz konusu olunca unutursun.
Ondan sonra da Fethullah Gülen’in baş sempatizanı John Espozito’lu demeçler verip; karşında mum gibi eriyen, “Şamil Bey, sizi iknâ edebildim mi?” cümlesinin üzerine köşe yazan vakanüvistlere o çok manidar talimatı verirsin:
02:47 | Etiketler: açık istihbarat, asker, bağımsızlık, behiç gürcihan, direniş, ergenekon, millet, ordu | 0 Comments
Mehmetçik, alay sancağı yerine AB bayrağı taşıyacak!
Mehmetçik, alay sancağı yerine AB bayrağı taşıyacak!
AKP Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi “kapatmama” kararından sonra yaptığı ilk konuşmada -üzerine basa basa- “AB yolunda yürüyeceğiz” dedi... Avrupalılar Amerikalılar da AKP kapatılmadı, AKP iktidarda kalacak diye çok sevindiler...
Sadece bu, yabancıların bu kadar sevinmeleri, AKP’nin asıl kimlerin hizmetinde olduğunu gösterir!
AKP, Avrupalılar için “asrın en büyük projesi” olabilir “kriterleri ve müktesebatı” arasında evrensel unsurlar da vardır. Türkiye de, kendi kararları ve hür iradesiyle, bunlardan yararlanabilir, yararlanmalıdır!
Ancak bu olayın gerçek, gerçekçi tarafları şu: Önce AB Türkiye’yi asla tam üye kabul etmeyecek! Avrupa’nın iç siyaset şartlarında, Türkiye’yi eşit şartlarla kararlarına ortak edemez... Bunu görmemek için kör veya fazla iyi niyetli olmak gerek. Ama bizi “uyum uyum” yorduktan sonra -sıtmaya- imtiyazlı uydu ortaklığa razı edecek!
Amentü
Ben, doğrusu bütün bu gerçeklere rağmen, hâlâ “AB’ye karşı değiliz, taraftarız” diyen bazı dostlarıma kızmaya başladım. Bu arkadaşlar herhalde, artık AB’ye karşı olmak, adeta “günah” haline geldiği için, bu amentüyü inanmadıkları halde, tekrara kendilerini mecbur hissediyorlar...
Zira AB’nin, şimdiye kadar yaptığı haksızlıkları, Türkiye’nin değerlerini nasıl, “uyum uyum” yok ettiklerini, Kıbrıs’taki entrikaları ve Güneydoğu’da bölücülere nasıl sahip çıktıklarını çok iyi bilirler...
Ama bunları benden iyi bilen ve kitabını ( “Çıkış Yolu” Remzi Kitabevi) yazan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen AB’nin organı “Kriter” dergisinde bunları belirttikten sonra “AB üyeliğine karşı değiliz” amentüsünü tekrar ediyor...
Acaba Öymen ve diğerleri, AB’nin Türkiye’yi, umdukları gibi “eşit şartlarla” üye kabul edeceğine gerçekten inanıyorlar mı?
Sorarım: CHP ve diğer iyi niyet sahipleri bu AB’ye mi taraftardırlar? Bunlardan, ülkemize hayır geleceğine gerçekten inanıyorlar mı?
İnanıyorlarsa, neden lafları dolandırmadan bunu söylemiyorlar? Kimden çekiniyorlar; CHP’nin “fazla milliyetçi” olmasından şikâyet eden liberallerden mi?
“Kopenhag Kriterlerinin” patent hakkı yok; Türkiye bunca yıl, birçok evrensel değerleri benimsediği, uyguladığı gibi bunları, çıkar ve değerlerine uyanları da, başımızda AB Komiserlerinin sopası olmadan uygulayabilir! Eğer geçmiş iktidarlar, bunu şimdiye kadar yapamamışlarsa bunun nedenlerini araştırmak gerek... AKP de kendi başına yapmak istemiyor da Türkiye’nin kalkınmasını, çıkarlarını yabancılara ihale ediyorsa bu da düpe düz ihanettir.
Kısacası Avrupa Birliği Türk “tehlikesine” karşı, post modern bir Haçlılar Ordusudur!
Bu “ordunun” başarı şansı, karşısındaki Türk Ordusunu, “hile ve desise” ile mağlup etmektir! Ve bu operasyon da çoktan başlamış, artan tempoyla, medyadaki Ergenekon iddiaları, Ordumun içine nifak, fesat sokmak entrikalarıyla devam etmekte...
Fakat asıl saldırı, Bakanlar Kurulu’nun sonrasında açıklama yapan Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in hazır olduğunu söylediği 3. Ulusal Program, AB’ye sunulacak. Kısacası TC Hükümeti AB’nin imtihan kapısında!
Taraf’ın sevinci
TARAF gazetesi, manşetten sevinçle ilan ediyor; “Askeri Vesayete Avrupa Freni” diye!
Pakette asker-sivil ilişkileri, yeniden düzenlenecek, Ordunun harcamalarını Sayıştay, YAŞ kararlarını sivil yargı denetleyecek, Jandarma tümüyle İçişleri Bakanlığı’na bağlanacak vb... Bu paketin ayrıntıları açıklandığında TSK’nın, nasıl iğdiş edilmek istendiğinin -komplonun- boyutlarını göreceğiz!
Anlaşılan AKP İktidarı, kapatmama kararından cesaret aldı ki bu kadar cesaretle davranabiliyor!
Ama bir fotoğraf, bin kelimeye bedel; TARAF gazetesi, haberi “süslemek” için bir Türk askerinin fotoğrafını koymuş ve fotomontajla eline Türk Alay Sancağı yerine AB’nin, mavi-sarı yıldızlı bayrağını vermiş!
“Olmaz” demeyin, olur ve hatta İstiklal Marşının yerine, Bethoven’in 9. Senfonisi çalınır, Okullarda AB’ye ant içilir!
Türk milleti bunu kabul eder mi? Türk Ordusu AB bayrağını Mehmetçiğin eline verir mi?
Göreceğiz!
kaynak: Altemur KILIÇ, 22/08/2008 (Yeniçağ)
__________________
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?
06:19 | Etiketler: abd, akp, ordu, tayyip erdoğan, TSK, yeniçağ gazetesi | 19 Comments
