Merhaba

Video içeriğine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://tr.sevenload.com/uyeler/vozyaman/videolar Fotoğraf içeriğine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://tr.sevenload.com/uyeler/vozyaman/resimler
ergenekon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ergenekon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ERGENEKON BİLGİLENDİRME DOSYASI

1 Ekim 2008 Çarşamba

ERGENEKON BİLGİLENDİRME DOSYASI

mutlaka okuyun ve paylaşın

http://www.mediafire.com/download.php?ox3ydjxuxum

Türk Ordusunun Kök Hücresi Teğmen’i Harcarsan-Behiç Gürcihan


Türk Ordusunun Kök Hücresi Teğmen’i Harcarsan-Behiç Gürcihan


2004 yılında; cuntacılığını tespit ettiklerini huzura çağırıp, artık günlüklere dökülmüş faaliyetleri hakkında içi boş uyarılar yapmak yerine, askeri yargıyı devreye sokar, mensubunu o gün yargılarsın. O gün yargılamadıklarının bugün kimlerin önüne malzeme olacağını ve bunun Türk Ordusu’nun aleyhine nasıl kullanılacağını bilirsin.



Hukukçuysan bilirsin, askersen haydi haydi bilirsin.




Derdin, Türk Ordusu’nun alenen aşağılanmasının önüne geçmekse zamanında ve yerinde hareket edersin. Mensuplarını da Ergenekon operasyonuna yem etmezsin.


Dünyanın en zor, en tehlikeli trapezinde yürür. Hem asker, hem hukuk adamıdır. Belli sınırlar çerçevesinde astın üste tabi olduğu bir meslekte sadece yasalara, aklına ve vicdanına tabi olması gereken bir alanda icra eder faaliyetlerini. O ince çizgide varolmak şeref meselesidir ve hatta yükselmek dünyanın en zor zanaatıdır; en eskisi olmasa bile.



Genelkurmay Adlî Müşavirliği
o yüzden devletimizin en sıcak odalarından biridir. Bu odanın icraatlarını takip etmek, bağırsakları düğüm düğüm olmuş devletimizin çektiği sancıları teşhis etmek adına çok önemlidir.




Şahit olduklarınız, bu odada yaşananların TSK’ya yansımasıdır.



Sözkonusu 3-5 bin kişinin okuduğu bir internet sitesine “alenen aşağılamak” suçlamasıyla dava açmak olduğunda iş kolaydır.



“Türkiye’nin en iyi ihraç malı ordusudur” diyerek Mehmetçik’in kanını ve terini metalaştıran küresel tefeci ve kara para aklayıcısı Soros’a dava açmak ise güven, özveri ve tecrübe ister.



Herkesin gittikçe daralan bir piramidin tepesine tırmanmaya çalıştığı hiyerarşik, disiplinli ve kapalı camialarda “cunta faaliyetleri” çok geçmeden tespit edilir.




Cuntaya karşı harekete geçmek,ASKER ile HUKUKUN en rahat dansedebildiği alandır. Askeri hukukta da, askerlik mesleğinde de cuntacılık en ağır askeri disiplin suçudur. Sivil yargıdan önce askeri yargıyı ilgilendirir.



Adı milyon avroluk yolsuzluk skandalına karışmış adamını bile adalete teslim etmeyen bir partinin oyununa alet etmeden; Türk Ordusu’nun Paşa’sını kelepçeleyerek elaleme afişe etmeden de hem hukukun hem askerliğinin gereğini yerine getirebilirsin.



Çok basit.



2004 yılında; cuntacılığını tespit ettiklerini huzura çağırıp, artık günlüklere dökülmüş faaliyetleri hakkında içi boş uyarılar yapmak yerine, askeri yargıyı devreye sokar, mensubunu o gün yargılarsın. O gün yargılamadıklarının bugün kimlerin önüne malzeme olacağını ve bunun Türk Ordusu’nun aleyhine nasıl kullanılacağını bilirsin.




Hukukçuysan bilirsin, askersen haydi haydi bilirsin.



Derdin, Türk Ordusu’nun alenen aşağılanmasının önüne geçmekse zamanında ve yerinde hareket edersin. Mensuplarını da Ergenekon operasyonuna yem etmezsin.



İstediğin zaman bunu yapabileceğinin örnekleri çoktur.



Senin nutuğunu çektiğin “Atatürkçü Düşünce Sistematiğini” içselleştirdikleri için, ülke adına samimi kaygılarla yanlış yapan teğmenlerinin medyaya malzeme edildiği günlerde Diyarbakır’da sonuçlanan dava bunun kanıtıdır.



Diyarbakır’da yine aynı şekilde sivillerle beraber ihalelere fesat karıştıran albay ve yarbayını nasıl askeri mahkemede yargılayıp medyaya malzeme etmiyorsan; teğmenlerini de askeri bir suçla yargılayıp medyaya malzeme etmekten kurtarabilirsin.



Kaleme aldığı hukuk abidesi iddianamede ağzınıza pelesenk, duvarınıza tablo yaptığınız Atatürk’ü ve düşünce sistematiğini açıkça “terörizm” ve “terörle” benzeştirmeye çalışan savcının önüne o teğmenleri çıkarmazsın.



Askersen yapmazsın, hukukçuysan hiç yapmazsın.



Teğmenlerin yanına verdiğin askeri inzibat, altlarına verdiğin askeri araçla “her şey kontrol altında” imajı verdiğini zannedip, bizi de keriz yerine koymazsın.


İşin ilginci…


Çürük raporu çürük çıkan YARSAV Başkanı Eminağaoğlu’nun çürük raporunu sağlama almak için saatlerce toplantı yapıp, “sağlam” çürük raporu alması için GATA’nın kapılarında generallerin karşılamasını sağlarsın ama 5 teğmeninin çürük medyaya yem olmaması için aynı çabayı göstermezsin.



Anlaşılıyor ki sen, Türk ordusunun namusunu yolsuz yarbaylar ve çürük raporlu bürokratlar söz konusu olunca hatırlar, “ülke elden gidiyor” kaygısı gençliğine kurban giden çakı gibi teğmenlerin söz konusu olunca unutursun.



Ondan sonra da Fethullah Gülen’in baş sempatizanı John Espozito’lu demeçler verip; karşında mum gibi eriyen, “Şamil Bey, sizi iknâ edebildim mi?” cümlesinin üzerine köşe yazan vakanüvistlere o çok manidar talimatı verirsin:


“Bana Paşa demeyin”


Allah aşkına biraz izan…

“Bu ülke bağımsızlığını kaybedecekse bunun vebali subaylara ait olacaktır” (1920, Afyon Kolordu Karargâhı)

diyen Mustafa Kemal’in Paşa olduğu bu memlekette, size kim “Paşa” der ki artık? Teğmenin teröristle çatıştığı dağdan iner inmez “terörist” yaftasıyla gözaltına alındığı bir memlekette; paşalardan vaz geçtik biz, Türk Ordusu’nun kök hücresi Teğmen’in derdindeyiz. (Bkz. İyi ki Şehit Düştün Teğmenim” yazısı)

Kaynak: Behiç Gürcihan-Açık İstihbarat

http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=7855

TÜRKİYE CUMHURİYETİ=TERÖRİST.Bunu Kim mi Diyor???

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Fethullah'ın finanse ettiği vatan haini taraf gazetesi Ergenekon operasyonuyla asıl hedeflerinin ne olduğunu gösteriyor. Fethullah'ın,Tayyip Erdoğan'ın gerçek niyetleri ortaya çıkıyor.



HEDEF: TÜRKİYE CUMHURİYETİ


GÖREV: YIKMAK







ÜMİT ZİLELİ

Ergenekon 1923te Kuruldu






setImgWidth();



Ergenekon iddianamesi geçen cuma günü açıklandı. Cumartesi günü Taraf gazetesinin manşeti şöyleydi:

- 1923te kuruldu, 2008de arınıyor.

Neydi 1923te kurulan?.. Ergenekon!.. 1923 neyin tarihiydi?.. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun!. . Öyleyse neymiş Ergenekon? Türkiye Cumhuriyetinin ta kendisi!.. Bu durumda, 2008de Ergenekonla birlikte kimden arınıyormuşuz?. .

- Türkiye Cumhuriyetinden! !!

Utanmasalar, bir türlü bulamadıkları 1 numaraolarak da Büyük Devrimciyi gösterecekler! .. Aslına bakarsanız Cumhuriyeti hedef göstererek bunu zaten yapmış durumdalar!. . Ben, bugüne dek, işbirlikçiliğin, emperyalizme alet, kendi yurduna düşman olmanın pek çok çeşidini gördüm ama böylesine açık, böylesine göstere göstere misyonerlik faaliyetine ilk kez tanık oluyorum...


- Kutlarım!..

***

Aslında, kendi mantıklarında ve de yapılan uzun erimli plan çerçevesinde son derece tutarlı yol aldıklarını teslim etmek lazım!..

Geçen hafta yazdığım Yeni Mandacılarbaşlıklı yazımda, bir Alman ajanının, Türkiye yapay bir devlet, Türk ulusu yapay bir ulus. Atatürk Ermenileri ve Rumları yok ederek bu devleti zorla yarattı sözlerini anımsattıktan sonra, bir Türk profesörün, AKPnin anayasa taslağını hazırlayan komisyonun başkanı Ergun Özbudunun şu satırlarına yer vermiştim:

- Olan şey, Mustafa Kemalin var olmayan, farazi bir varlığı, Türk milletini ayağa kaldırarak ona hayat vermesiydi. Onun girişmiş olduğu projenin gerçek boyutlarını bize veren ve düşüncesinin ütopyacı niteliğini ortaya çıkaran, olmayan bir şey için sanki varmış gibi çalışması ve onu var etme yolundaki kabiliyetidir. ..


Bu aynı tornadan çıkmışçasına birbirini tamamlayan düşmanlığın üzerine şöyle bir yorumla devam etmiştim:

- Yıllar önce üstü kapalı bir şekilde, Türkiye yalnızca Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir diyorlardı. Artık Türkler zaten yoktuya kadar geldiler...

Yeni aşama ise Tarafın manşetinden ilan edilmiş bulunuyor.

- Zaten Türkiye Cumhuriyeti de yoktu!..

Bir imparatorluğun küllerinden, emperyalizme karşı başarıya ulaşmış ilk Kurtuluş Savaşını vererek kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti aslında yalnızca elleri kanlı bir çeteydi!.. Tam 85 yıl, görünürde cumhurbaşkanları seçerek, hükümetler kurarak, bütçeler yaparak, dış politikalar oluşturarak kanlı yeraltı faaaliyetlerini sürdüren bu karanlık çete, nihayet, dış dünyanın da desteği ile afişe edildi ve şimdi 2008 yılında arınıyor!...


Kim arınıyor sorusunun yanıtı yok. Ben bir tahminde bulunayım; arınacak olan yapay Türk ulusu olamayacağına göre, kendisini Türk zanneden milyonlarla birlikte her türden topluluklar, cemaatler, etnik gruplar, bu yapay cumhuriyetten arınacak 70 küsur milyonu oluşturuyor!. .

- Pekiii, arındıktan sonra ortada yapay ulus, yapay devlet filan kalmayacağına göre, bu ahali nereye sokuşturulacak? ..

Çok kolay!.. Elde zaten harita mevcut... Hatırlasanıza canım, Amerikan Genelkurmayının yarı resmi dergisinde geçen yıl yayımlanmıştı hani... Türkiyeyi parçalara ayırmış, Kürt devletine Karadenize çıkış yolu bile vermiş, Doğu Anadolunun göbeğine Ermenistanı oturtmuş olan haritadan söz ediyorum!..

Yine mi anımsamadınız? Hafızanız çok zayıf!.. O halde çok uzatmadan, Lozanla yırtıp tarihin çöp sepetine attığımız Sevr anlaşmasının yeni versiyonu desem? Evet işte o:

- Yeni Sevr!..

***

Türkiye, tarihinin en keskin virajını dönüyor...

Öyle ki; bu tam anlamıyla bir var oluş-yok oluş mücadelesi... Ve her şey çok açık oynanıyor. Yüzlerindeki maskeleri tamamen atan işbirlikçiler, kapısına bağlandıkları efendilerinin talimatlarını, üzerine ruhlarını, kinlerini ve nefretlerini de koyarak açıkça yerine getiriyorlar. ..


Pekiii, olmayan Türk ulusu bu durum karşısında ne yapıyor?.. Son zamanlarda yurdun dört köşesinden edindiğim izlenimle bitireyim:

- Olmayan millet, fena halde bileniyor!..

AKP kapatılmadı

Ancak laikliğin odağı haline geldiği de saptandı. Bu kararın AKPnin aklının başına almasını sağlayacağını, Türk ulusunun ise geleceğini karartmayacağı nı ümit etmek istiyorum.



e-posta: umitzileli@gmail. com








__________________

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?



TARAF’ın Kenan Evren aşkı

7 Ağustos 2008 Perşembe

TARAF’ın Kenan Evren aşkı

Taraf’a ilişkin görüşlerimizi takip edenler biliyor. Daha önce de söylemiştik. Ancak yinelemekte fayda var: “Taraf, Ergenekon operasyonunda, manipülasyon, mizenformasyon yapıyor. (Karartma) denilen tekniği uygulayarak, gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını engelliyor.”



Peki Taraf bu misyonu kim ve ne adına yapıyor?



Aslında Taraf’ın yayınlarına bakıldığında, bu misyonun kim adına üstlenildiği açıkça görülüyor. Taraf, koyu bir ABD yandaşlığı yapıyor, Türkiye’ye “demokrasi”nin ABD eliyle getirileceğini savunuyor. ABD’den Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Yasemin Çongar, köşe yazılarında ABD hayranlığını açıkça dile getiriyor. ABD ise Çongar’ın ‘ülkesinde’ gazetecilik yapmasına olanak vermiyor. Çünkü; Çongar, Hudson Enstitüsü’nde yapılan “Felaket Senaryoları” başlıklı toplantıyı “off the record” olmasına rağmen köşesine taşıdı.




DERİN Mİ YÜZEYSEL Mİ?




ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki kaynaklar ile ABD’li gazetecilik örgütleri, bu yüzden Çongar’ı bir bakıma “aforoz” etti. Çongar, tasını tarağını toplayıp Türkiye’ye dönmek zorunda kaldı. Dönüşünü ise bir kent efsanesi haline getirdi. “Derin bağlantıları” olduğu havasını yaydı.



Halbuki, ne derin bir bağlantısı kalmıştı, ne de haber alabileceği bir kaynağı. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Bryza ile ilişkisi de Zeyno Baran yüzünden bozulmuştu. Sanırız bu hikayeyi Çongar birgün köşesinde anlatır. Zira, herkese yüksek perdeden gazetecilik dersi vermeye kalkan Çongar, ABD’den neden dönmek zorunda kaldığını ve o meşhur restoran kavgasını da köşesine taşır… Böylece “şeffaflaşma”ya yönelik ilk adımı da atmış olur.



TARAF “NOKTA” OLMAYA OYNUYOR





Dediğimiz gibi; Taraf ve Çongar, kendilerine verdikleri havayla “derin ilişki” sahibi olduklarını söylediler. Halbuki; bu köşede dağda kaybolan üsteğmen haberinden sonra kendilerini uyarmıştık. Taraf’a gönderilen bir dosyada yer alan bilgilerin neden onlara gönderildiğini söylemiş ve “Sizi kullanmak istiyorlar” demiştik. Aynı yazıda, “NOKTA gibi kullanılmayın” diye de not düşmüştük. Ancak Taraf, buna rağmen, hızla NOKTA’laştı, Nokta’yı bile geçti. Sonunun Nokta’ya benzeyeceği de YAŞ kararlarıyla birlikte anlaşıldı.



Taraf, hızla NOKTA olma yolunda ilerlerken, bu sırada bazı “ilişkiler” de kurdu. Örneğin, Ergenekon dosyaları, Taraf’a önce “büyük gazetelerin” şube muhabirlerinden geldi. Taraf’ın şubede ilişki kurabileceği tek bir polis bile yoktu. Çünkü; “şube muhabiri” istihdam edilmemişti.



GÖNÜLLÜ BORAZANLIKTAN, ORGANİK İLİŞKİYE…




Ancak operasyona gönüllü borazanlık yapma işlevini üstelen Taraf, kısa sürede hem Fethullahçılar, hem de operasyonu yönetenlerce keşfedildi. Taraf’a ‘büyük gazete’nin muhabiri yerine, “doğrudan” servis başladı. Taraf da bu ‘servis’i “büyük gazetecilik başarısı” diye bize yutturmaya çalıştı. NOKTA’da da aynısı olmuştu. Alper Görmüş’e “günlükleri” getiren kişiler, “Siz bir kısmını basın, biz de yayınlarımızda size destek vereceğiz” demişti. Görmüş de mesleki tecrübesizlik yüzünden, hiçbir zaman ispatlayamayacağı bir kavgaya girişti. Aynı misyonunu şimdi de Taraf’ta sürdürüyor.



İşin en komik ve hazin yanı ise, gazetecilik ilkeleri ayaklar altına alınırken, herkese bir de demokrasi dersi vermeleri… “Cemaat”e yaslanıp “demokrasi” dersi vermek, sanırız sadece Türkiye’ye özgü olsa gerek. Ya da hükümete destek verip “aklınca statükoyla kavga etmek” de…




KATİLLER DEMOKRAT MI OLDU?




Halbuki, Taraf ne statükoyla kavga edebilir, ne de yaslandığı güçler demokrasi kavgasına girişebilir. Zira; Taraf’ın o çok övdüğü ABD, bugün demokrasi düşmanlığının bayraktarlığını üstleniyor. Irak’ta kan döküyor. AB, Kürt sorununun kangren hale gelmesinde başrolü oynuyor. Bir yandan PKK’ya, bir yandan devlete silah ve mayın satan AB, savaş suçu işlerken, yüzüne demokrasi maskesi takıyor. TARAF’ın AB misyonerleri de katil AB’yi, bize “demokrat” diye yutturmaya çalışıyor.



Ne zavallı ve acınası bir durum... Para, güç, mevki düşkünlüğü, insanlığın tüm değerlerini ayaklar altına alıyor…




KENAN EVREN’E KORUMA



Tabii bunun en acı yanı, Taraf gibilerinin, bunu sol adına yapması ve solun bir kısmına da yutturması… Ne yazık ki; solun bir kısmı, TSK’ya yönelik saldırı haberlerini “demokrasi kavgası” olarak görüyor. Halbuki, Kenan Evren’i savunan Taraf’ın demokrasiyle hiçbir ilgisinin olamayacağı gün gibi ortada duruyor.



Daha geçen ay, Taraf’ın Yazarı Önder Aytaç, ART’deki Ceviz Kabuğu programında, Hulki Cevizoğlu’na şöyle dedi: “Kenan Evren’e kurban olurum.”



Bunun üzerine kaleme aldığım yazıya yanıt yollayan Önder Aytaç, “Evet o sözü söyledim” diyerek şu savunmayı yaptı: “Evren, 12 Eylül’de elinde çok büyük güç bulunmasına rağmen, bunu sivillere devretti.”




Demek ki bu yüzden, Evren’e kurban oluyormuş Aytaç.



Bunlar Aytaç’ın “kişisel görüşleri”dir, “münferit”tir, diyerek üzerinde çok durmadık. Ancak tarihe de not ettik. Zira; Taraf’tan hiçbir “demokrat” yazarın bunu “dert etmemesi”ni de hayretle izledik. Zira, Müjde Nişanyan'ın başına bok dökülmesini dahi savunan Tarafçılar, mevzu Evren olunca sessizliğe gömülmüşlerdi.




EVREN AŞKI



Ancak ortaya çıkan son tablo, Aytaç’ın “münferit” olmadığını, Taraf’ta “ciddi” bir Kenan Evren aşkı olduğunu ortaya koydu. Uzatmadan anlatalım: Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) adlı oluşum, Ergenekon operasyonları üzerine bir kampanya başlattı. Bu kampanyanın bir ayağı da soruşturmanın 12 Eylül’e uzatılmasını istemekti. Bunun için de gazete ilanları verildi. Kampanya boyunca iki gazete seçildi: Birgün ve Taraf…




ESP’nin hazırladığı ilanlar, Birgün’de sorunsuz bir şekilde yayımlandı. Ancak içinde Kenan Evren, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve bazı generallarin fotoğraflarının olduğu ilanlar TARAF’ta sansüre uğradı. Taraf, Evren’i hedef alan ilanı basamayacağını söyledi.



Sanırız gerisini anlatmaya gerek yok…



Taraf’ın Kenan Evren aşkı, böylece bir kez daha tescillendi. AKP Kenan Evren’e dokunamadığı için, Taraf da sınırını açıkça ifade etti. Zira, Taraf’ın sempatiyle baktığı Fethullah Gülen’in Kenan Evren’i övücü sözlerinden sonra, gazetenin bu ilanı yayılmasını beklemek zaten safdillik olurdu. Taraf, yapması gerekeni yaptı. Fethullah’ın ve AKP’nin sevdiği Kenan Evren’e dokundurtmadı.



DARBECİYİ KORUYORLAR



Aylardır AKP karşıtı olan herkesi “darbeci” diye niteleyen Taraf’ın DARBE SEVİCİLİĞİ de böylece tescillenmiş oldu.




Uzun lafın kısası:



TARAF, Türkiye’nin en tehlikeli gazetesi. Çünkü, maniplasyon, mizenformasyon ve karartma yapıyor. Hrant Dink sömürüsü üzerinden, kendine “solcu” süsü verip AKP-Abdullah Gül-Erdoğan- Fethullah Gülen- ABD ve AB’nin çıkarları için “savaşıyor.”



Taraf, sansürcü yüzünün deşifre olmasının ardından, komik bir gerekçenin arkasına sığınıyor: “Suçu ispat edilmemiş kişilerin fotoğraflarını basamayız. Suça ortak olamayız.”



YAPILAN İNFAZLAR NE OLACAK?




Bu gerekçe, Taraf’ı kurtaramıyor. Çünkü; Ergenekon Operasyonu konusundaki sicili beli olan Taraf, henüz şüpheli konumundaki kişilerin tümünü “örgüt lideri” katil” “çeteci” darbeci” diye suçluyor. Ancak Taraf, iş Kenan Evren’e gelince, birdenbire “hukuk”u hatırlıyor. "İlanı inceletiyoruz" diyor. Ardından da ekliyor: "Hukuki süreç bitmedi." Taraf, bu açıklamasıyla, bizi kandıracağını sanıyor.



HRANT'A BÜYÜK VEFASIZLIK!



Hrant Dink sömürüsü ise, Taraf’ın sol kesimle bağını kurması için bir araç olarak kullanılıyor. Eğer aksi olsaydı, TARAF İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in Erhan Tuncel’e yönelik sözlerini manşetine koyardı. Akyürek’in “Erhan medya tarafından örseleniyor. Bu duruma üzülüyorum” sözleri, Taraf’ta yer bulamadı.



TARAF, samimi olmadığını yaptığı sansürle gösterdi. Akyürek’in yayımlanmayan sözleri, Hrant sömürüsünü de deşifre etti.




SONRAKİ GÜNLER: TARAF HANGİ HABERLERİ YAYIMLAMIYOR, NELERİ SÜNSAR EDİYOR?







Ergenekon 1923'te Kuruldu. ÜMİT ZİLELİ

31 Temmuz 2008 Perşembe

Ergenekon 1923'te Kuruldu. ÜMİT ZİLELİ
31.07.2008



Ergenekon iddianamesi geçen cuma günü açıklandı. Cumartesi günü Taraf gazetesinin manşeti şöyleydi:

- 1923�te kuruldu, 2008�de arınıyor.

Neydi 1923�te kurulan?.. Ergenekon!.. 1923 neyin tarihiydi?.. Türkiye Cumhuriyeti�nin kuruluşunun!.. Öyleyse neymiş Ergenekon? Türkiye Cumhuriyeti�nin ta kendisi!.. Bu durumda, 2008�de Ergenekon�la birlikte kimden arınıyormuşuz?..

- Türkiye Cumhuriyeti�nden!!!

Utanmasalar, bir türlü bulamadıkları �1 numara� olarak da �Büyük Devrimci�yi gösterecekler!.. Aslına bakarsanız Cumhuriyeti hedef göstererek bunu zaten yapmış durumdalar!.. Ben, bugüne dek, işbirlikçiliğin, emperyalizme alet, kendi yurduna düşman olmanın pek çok çeşidini gördüm ama böylesine açık, böylesine göstere göstere �misyonerlik� faaliyetine ilk kez tanık oluyorum...

- Kutlarım!..

***

Aslında, kendi mantıklarında ve de yapılan uzun erimli plan çerçevesinde son derece tutarlı yol aldıklarını teslim etmek lazım!..

Geçen hafta yazdığım �Yeni Mandacılar� başlıklı yazımda, bir Alman ajanının, �Türkiye yapay bir devlet, Türk ulusu yapay bir ulus. Atatürk Ermenileri ve Rumları yok ederek bu devleti zorla yarattı� sözlerini anımsattıktan sonra, bir Türk profesörün, AKP�nin anayasa taslağını hazırlayan komisyonun başkanı Ergun Özbudun�un şu satırlarına yer vermiştim:

- Olan şey, Mustafa Kemal�in var olmayan, farazi bir varlığı, Türk milletini ayağa kaldırarak ona hayat vermesiydi. Onun girişmiş olduğu projenin gerçek boyutlarını bize veren ve düşüncesinin ütopyacı niteliğini ortaya çıkaran, olmayan bir şey için sanki varmış gibi çalışması ve onu var etme yolundaki kabiliyetidir...

Bu aynı tornadan çıkmışçasına birbirini tamamlayan �düşmanlığın� üzerine şöyle bir yorumla devam etmiştim:

- Yıllar önce üstü kapalı bir şekilde, �Türkiye yalnızca Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir� diyorlardı. Artık �Türkler zaten yoktu�ya kadar geldiler...

Yeni aşama ise Taraf�ın manşetinden ilan edilmiş bulunuyor.

- Zaten Türkiye Cumhuriyeti de yoktu!..

Bir imparatorluğun küllerinden, emperyalizme karşı başarıya ulaşmış ilk Kurtuluş Savaşı�nı vererek kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti aslında yalnızca elleri kanlı bir çeteydi!.. Tam 85 yıl, görünürde cumhurbaşkanları seçerek, hükümetler kurarak, bütçeler yaparak, dış politikalar oluşturarak kanlı yeraltı faaaliyetlerini sürdüren bu karanlık çete, nihayet, dış dünyanın da desteği ile afişe edildi ve şimdi 2008 yılında arınıyor!...

Kim arınıyor sorusunun yanıtı yok. Ben bir tahminde bulunayım; arınacak olan yapay Türk ulusu olamayacağına göre, kendisini Türk zanneden milyonlarla birlikte her türden topluluklar, cemaatler, etnik gruplar, bu yapay cumhuriyetten arınacak 70 küsur milyonu oluşturuyor!..

- Pekiii, arındıktan sonra ortada yapay ulus, yapay devlet filan kalmayacağına göre, bu ahali nereye sokuşturulacak?..

Çok kolay!.. Elde zaten harita mevcut... Hatırlasanıza canım, Amerikan Genelkurmayı�nın yarı resmi dergisinde geçen yıl yayımlanmıştı hani... Türkiye�yi parçalara ayırmış, Kürt devletine Karadeniz�e çıkış yolu bile vermiş, Doğu Anadolu�nun göbeğine Ermenistanı oturtmuş olan haritadan söz ediyorum!..

Yine mi anımsamadınız? Hafızanız çok zayıf!.. O halde çok uzatmadan, Lozan�la yırtıp tarihin çöp sepetine attığımız Sevr anlaşmasının yeni versiyonu desem? Evet işte o:

- Yeni Sevr!..

***

Türkiye, tarihinin en keskin virajını dönüyor...

Öyle ki; bu tam anlamıyla bir �var oluş-yok oluş� mücadelesi... Ve her şey çok açık oynanıyor. Yüzlerindeki maskeleri tamamen atan işbirlikçiler, kapısına bağlandıkları efendilerinin talimatlarını, üzerine ruhlarını, kinlerini ve nefretlerini de koyarak açıkça yerine getiriyorlar...

Pekiii, olmayan Türk ulusu bu durum karşısında ne yapıyor?.. Son zamanlarda yurdun dört köşesinden edindiğim izlenimle bitireyim:

- Olmayan millet, fena halde bileniyor!..

AKP kapatılmadı

Ancak laikliğin odağı haline geldiği de saptandı. Bu kararın AKP�nin aklının başına almasını sağlayacağını, Türk ulusunun ise geleceğini karartmayacağını ümit etmek istiyorum.

e-posta: umitzileli@gmail.com

İP Genel Başkan Yardımcısı Av. Hasan Basri Özbey:
ERGENEKON BELGESİNİ FETHULLAHÇI GLADYO YAZDI


İP Genel Başkan Yardımcısı Av. Hasan Basri Özbey:
ERGENEKON BELGESİNİ FETHULLAHÇI GLADYO YAZDI




İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Hasan Basri Özbey, 28 Temmuz 2008 günü Ankara'da bir basın toplantısı yaparak İddianamede "Ergenekon" örgütünün varlığına temel "kanıt" olarak ileri sürülen “Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi, İstanbul 29 Ekim 1999” isimli doküman hakkında açıklamalrda bulundu. Özbey özetle şunları söyledi;

İDDİANAMENİN TEMELİ “ERGENEKON” DOKÜMANI

Ergenekon İddianamesi’nin temel dayanağı “Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi, İstanbul 29 Ekim 1999” isimli “Ergenekon” dokümanıdır.

İddianamenin 56. sayfasında “Ergenekon” dokümanı “örgütün amaçlarını, hedeflerini, yöntemlerini, prensiplerini, yapılanmasını, örgüt mensuplarının profillerini, örgütün gelir kaynaklarını ve yönetim kadrolarını ayrıntısıyla düzenleyen bir belge” olarak tarif edilmektedir.

İddianamede, “Ergenekon Terör Örgütünün” varlığının temel “kanıtı” olarak bu doküman gösterilmiştir.

İddianamede Tuncay Güney’in 2001 yılında dolandırıcılık suçundan gözaltına alındığı sırada verdiği ifadeye dayanılarak bu dokümanın “Veli Küçük’ün talimatıyla Doğu Perinçek, Hasan Yalçın, Deniz Bilge ve Emekli Albay Suphi Karaman ile birlikte Bilecik’te hazırlandığı” iddia edilmektedir.

Oysa Sayın Perinçek 1990’lardan itibaren Devlet koruması altındadır. Gittiği yerler bellidir. Bilecik’te böyle bir buluşma ve toplantı olmamıştır.

Yine iddianamenin 56. sayfasında devamla “dokümanın son sayfasında yazı metninin bittiği yerde ‘en içten saygı ve şükranlarımızla’ yazısının hemen altına ‘Strateji Grubu’ yazıldığı, fakat bu yazının üzerinin mavi tükenmez kalemle karalandığı, Doğu Perinçek’ten ele geçirilen belgenin bu kısmının aynı şekilde karalanmış fakat fotokopi olduğu, dolayısıyla Perinçek’te ele geçirilen Ergenekon belgelerinin Veli Küçük’ten fotokopi çekilmek suretiyle çoğaltıldığı ve asıl belgenin Veli Küçük’te ele geçen belge olduğu” ileri sürülmektedir.

Savcı Öz’e göre, belgeyi kaleme alan Sayın Perinçek’tir. Ama her nasılsa Sayın Perinçek kendi yazdığı belgenin bir nüshasını muhafaza etmek yerine, Veli Küçük’ten imzası karalanmış bir fotokopisini almaktadır. Bu akıl fukarası açıklamaya ancak tertipçiler inanır.

Yine iddianamenin 56 ve 172. sayfalarında bu dokümanın “sadece örgütün yönetici kadrosunda yer alan Veli Küçük, Doğu Perinçek ve örgüt üyesi Tuncay Güney’den elde edildiği” belirtilmektedir.

Oysa “sadece Perinçek, Küçük ve Güney’de ele geçirildiği” iddia edilen bu belgeden çok önce haberdar olan ve de gazetelerinde yayımlayanlar vardır! Öte yandan iddianamesinde Tuncay Güney’den “örgüt üyesi” olarak söz eden Savcı Öz’ün, onun hakkında dava açmaması anlamlıdır. Anlaşılan Savcı Öz, kanunsuzluğunu burada da sürdürerek, “örgüt üyesi” dediği sahte haham Tuncay’ı sanık olmaktan kurtarmıştır.

İddianamede, Sayın Doğu Perinçek’in “ERGENEKON” örgütünün kurucusu ve yöneticisi olduğunun “kanıtı” olarak bu dokümanı yazması ve kendisinde bulunması gösterilmektedir. Savcı Öz’e soruyoruz; 2000’lerin başlarında bu belgenin elinde bulunduğunu açıklayan ve yayımlayanlara ne yapacaksınız?

BELGE DOĞU PERİNÇEK’E NASIL ULAŞTI?

Sayın Doğu Perinçek, bu belgeden ilk kez Mayıs 2006 sonlarına doğru, Sayın Yavuz Donat’ın daveti üzerine Sabah gazetesi Ankara Bürosu’na yaptığı ziyaret sırasında kendisiyle röportaj yapan Aslı Aydıntaşbaş’ın belgeyi göstererek, sorduğu soru ile haberdar olmuştur. Bu ziyaret sona ererken Aslı Hanım belgenin bir fotokopisini Sayın Perinçek’e vermiştir.

Bunu Sayın Aslı Aydıntaşbaş, 1 Haziran 2006 tarihinde Sabah gazetesinde yayımlanan köşe yazısında şöyle anlatmıştır: “Perinçek’e, devleti koruma amacıyla kurulduğu iddia edilen ‘Ergenekon’ yapılanmasının iç tüzüğü niteliğindeki belgeyi gösteriyoruz. Bir baskında ele geçen belge Danıştay saldırısı sonrasında yeniden incelemeye alındı. Doğu Perinçek, okuma gözlüklerini çıkarıp, belgeyi okumaya başlıyor. O okurken ben atlıyorum: ‘Bazıları bunu sizin yazdığınızı söylüyor’. Dikkatle okuduğu metinden başını kaldırıp ‘Hayır… Ama belli ki benim söylemlerimden etkilenmiş’ diyor. ‘Örneğin bakın burada Türkiye’de Kurtuluş Savaşını 1914’de başlatıp, 1922’de bitiren bir tek ben varım. Ancak ben hiçbir zaman Atatürk için ‘Ulu Önder’ ifadesini kullanmam. Yer yer benden etkilendikleri ortada… Ama ben yazmadım… Ben böyle bir örgütün ne tüzüğünü yazarım, ne emrine girerim. (…) Böyle bir yapıya gidilmesi son derece tehlikeli sonuçlar doğurur.’…”

BELGEYİ 2000 YILINDAN ÖNCE ELİNDE BULUNDURAN
FEHMİ KORU DA “ERGENEKON” ŞÜPHELİSİDİR


“Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi” adlı dokümandan ilk söz eden Fehmi Koru’dur. Fehmi Koru, “Taha Kıvanç” imzasıyla, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan 30 Nisan 2001 ve 1 Mayıs 2001 tarihli yazılarında bu belgeyi çok önceden bildiğini açıklamıştır. Koru, “Hayaller gerçek galiba” başlıklı yazısında“Sanki ben çıkarmışım gibi, dün bütün gün ‘Bu Ergenekon da nereden çıktı?’ sorusuna cevap vermek zorunda kaldım… ‘Yeniden kurulsun diye hakkında rapor hazırlanan Ergenekon, çok kapsamlı, bir partiyle irtibatı bulunmayan, ‘devleti yapılandırma’ amaçlı bir örgüt” demektedir. Koru yazısında, 24 sayfa olduğunu söylediği bu dokümanın sonunda yazanın adının bulunduğunu da belirtmektedir.

Belge, 2001 yılından önce Koru’nun elindedir. Sayın Perinçek’te bulunduğu iddia edilen belge altındaki isim-imza karalanmış ve fotokopi iken; belge aslı imzalı halde Fehmi Koru’nun elindedir.

Amerikan cephesinin Türkiye düşmanı faaliyetlerini çok iyi bilen Fehmi Koru’nun, “Ergenekon operasyonuna 5 Kasım 2007 günü Beyaz Saray’da yapılan Bush-Tayyip görüşmesinde karar verildi” yazısı bu noktada çok anlamlıdır. (Yeni Şafak 1 Şubat 2008)

2455 sayfalık “rekor” iddianame yazacak kadar “becerikli” olan Savcı Öz, her ne hikmetse tertibe medya cephesinden en büyük desteği veren Fehmi Koru’nun bu “önemli” bilgisinden yararlanmayı ihmal ediyor, belgenin bütün basının elinde olduğunu, yayımlandığını bilmiyor…

Öte yandan 2006 yılında Aslı Aydıntaşbaş tarafından verilen bu belge fotokopisi elinde bulundu diyerek Sayın Perinçek’i örgüt kurucusu ve yöneticisi ilan eden Savcı Öz, belgenin imzalı aslını elinde bulundurduğunu 2001 yılında açıklayan Fehmi Koru’yu da şüpheliler listesine almaya gerek duymuyor.

HAKKINDA BÜTÜN DETAYLARI BİLEN SAVCI ÖZ,
“BİR NUMARA”YI NEDEN BULMAK İSTEMİYOR!


Medya var gücüyle “Ergenekon Örgütü”nün “BİR NUMARASI”nı aramaktadır. Kamuoyu da bu sorunun yanıtını merakla beklemektedir.

Savcı Öz, “BİR NUMARA”yı bilmektedir.

İddianamenin 911. sayfasında “Bir Numara”; “60-65 yaşlarında, sarı saçlı, göçmen tipli, saçları seyrek, sert mizaçlı, bıyıksız, sakalsız, nizami her gün tıraş olan, Dikmen Öveçlerde bir apartmanın giriş katında oturan, iki kızı olan, bir kızının üniversitede, diğerinin Dikmen’de lise ikinci sınıfta okuyan…” bir kişi olarak tarif edilmektedir. Bu tarifin sahibi “Ergenekon” hakkında uydurma kitaplar yazan ve dolandırıcılık suçundan tutuklanmış olan “tanık” Zihni Çakır’dır. Çakır, bu beyanını hayali bir şahsın anlatımına dayandırmaktadır.

Savcı Öz, “sadece ayakkabı numarasını tespit edemediği” ancak hakkında bu kadar ayrıntılı bilgi sahibi olduğu bir kişiyi her ne hikmetse bulmak diye bir sorunu yok. Çünkü biliyor ki; ne “Ergenekon” diye bir örgüt, ne de bir numara var!

Nitekim Fehmi Koru, bugün (28 Temmuz 2008) Star gazetesinde yayımlanan röportajında tertibin çöktüğünü görmüş olacak ki; “BİR NUMARA ZATEN YOKTU!” diyor. Anlaşılan Fehmi Koru, Gladyo’nun psikolojik savaş gemisini ilk terk eden olma hazırlığındadır.

GERÇEK “BİR NUMARA”NIN ADRESİ BELLİDİR

ABD güdümlü AKP iktidarı, Cumhuriyeti yıkma misyonunun karşısına dikilen İşçi Partisi’ni ve Türk Ordusu’nu yıllardan beri hedef tahtasına koymuştur. Amerikancı Gladyo, senaryoyu daha 2001 yılında yazmıştır. 2001 yılında tutturulamayan Ergenekon Operasyonu 2008’de yeniden tezgâha konulmuştur.

Kriz derindir. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) karaya oturmuştur.

İşçi Partisi, ABD’nin ve AB’nin Türkiye’yi hedef alan uygulamalarına karşı direnmenin odağıdır.

Türkiye’yi, İşçi Partisi’ni ve Türk Ordusu’nu hedef alanlar, amaçlarına ulaşabilecekleri kuvvet ve imkânlardan yoksundurlar; perişan olacaklardır.

Cumhuriyeti yıkmaya kalkanlar, yıkılmaya koşmaktadırlar.

SüperNATO, İtalya’daki adıyla Gladyo, bir NATO gerçeğidir. ABD, NATO ülkelerini bu yasa dışı ve gizli örgütle denetler, hatta yönetir. Bu örgütü Türkiye’ye anlatan, öğreten, içini dışını ortaya seren, bu uğurda şehitler vermiş olan Parti, İşçi Partisi’dir.

Bugün Ergenekon tertibini yürüten örgüt, aynı örgüttür. İster “Kontrgerilla” ister “Gladyo” adını verin, NATO içindeki isimlendirmeyle, işte o, SüperNATO’dur.

“Ergenekon terör örgütü” yoktur. Türkiye’nin başına bela olan SüperNATO örgütü Gladyo vardır.

Türkiye’nin bağımsız ve demokratik bir ülke haline gelmesi için devletin içinden de, toplumun içinden de bu örgütün KÖKÜNÜN KAZINMASI şarttır.

Bu örgütü ABD güdümlü adreslerde, BOP Eşbaşkanlığı ekseninde bulabilirsiniz.

Aranan “Bir numara” da işte bu örgütün içindedir; yurtsever kurum ve örgütlerde değil!

“GLADIO” NASIL FİNASE EDİLİR?


“GLADIO” NASIL FİNASE EDİLİR?

Geçtiğimiz aylarda bir Genel Müdür, bir müfettiş tarafından öldürüldü. Hemen herkes bu olayı “vaka-i adiye” olarak değerlendirdi. Ama olay asla “adi” bir olay değildi.
Bu konuyu uzun uzadıya yazacak değilim. Gerekli uçları sizlere verip köşeme çekileceğim.
Ülkemizde son dönemlerde büyük çılgınlıklar yaşanıyor. Adaleti “mafyanın kucağında”, eğitimi “dershane” kapılarında, sağlığı “özel sektör”ün merhametinde arayan; oylarını “bir paket makarna” karşılığı alınmaya aday açlığa ve sefalete mahkum edilmiş insanlarımız, umutlarını sayısala, şans topuna, süper lotoya vs… bağlamış durumda. “Bana da çıkar” diyerek, cebindeki son kuruşu makinelere yatırmakta. Hemen her seferde, umutlarını bir sonraki çekilişe saklamakta.

MAKİNENİN UÇKURU…

Ancak, gelin görün ki Türk Milleti’nin umudunu bağladığı sistemin makinelerinin, yani bilgisayarlarının “uçkuru” bizimkilerin elinde ve kontrolunda değil. Makineler çok güçlü, milyarlarca işlemi saniye bazında yapabilecek derecede donanımlı. Ama, “kaynak kullanım kodları” dolayısıyla da her türlü komutası ABD’de.

“EĞLENCE PROGRAMI VAR” BAHANESİ

Söz konusu oyunları en geç çekiliş gününün saat 20:30’una kadar oynayabilirsiniz. Ama çekilişler en erken 22:30’da yapılır. Dümen hazır değilse, çekiliş birkaç şarkı-türkü mesafesi uzatılır. Sonra da çekilişe geçilir… Milletimiz o kadar cevvaldir ki, başka ülkelerde bazı oyunlarda aylarca; bazı oyunlarda yıllar boyu “devreden” ikramiyeler, neredeyse her hafta birkaç zengin yaratılır. Ama bu zenginleri hiç birimiz göremeyiz, tanıyamayız… Sizce bu şanslı kişiler gerçekten “şanslı” mıdırlar, “mutemet” midirler?
İdareye yazılı ya da sözlü olarak sorduğunuzda “TRT ile anlaşmamız var, çekilişi o nedenle geç yapıyoruz” cevabını alırız. Peki, madem anlaşma var, vatandaşlar neden saat 22:20’ye kadar kupon yatıramazlar? Efendim, makine işlem yapıyor da… Peki efendiler bu makine “Comodor 64” mü ki tospa hızıyla işlem yapsın ? Bahaneniz bile ne kadar komik…

ZURNANIN ZIRT DELİĞİ

“GLADIO” artık eskisi gibi ABD, İngiliz, Fransız, İsrail parası ile değil; “operasyon” yapılan ülkenin kaynakları ile finanse ediliyor. Türkiye’deki GLADIO’nun finans kaynaklarından en büyüğü de bu şans oyunları. Peki ya geri kalan kaynaklar?
“5464” sayılı yasa öncesi “yasal tefecilik” olayları dizisi; “5464” sayılı yasa sonrası “kart aidatları”…
2010 yılından sonra buna “Mortgage” çöküntüleri ve çökertmeden elde edilecek gelirler de eklenecek.
Bir ara “banka hortumlamaları” üzerinden yapılan özel tahsilatlarda olduğu gibi…
İnanması çok mu güç?
Bir gün gelir bunların hepsi ortaya dökülür. Umarım ve dilerim ki o gün “çok geç” olmaz.
Evet Sayın Ergenekon Savcısı, size UTAH’tan yazılma değil gerçek yaşamdan ve gerçeklerden en yaman ipucu. Eğer malum cinayetin ardına dolanabilirseniz ve bu olayın üzerine gidebilirseniz, çok net gerçeklere ulaşır ve GLADIO”u gerçek anlamda çökertme onuruna ulaşırsınız. Bakın bakalım ardından kimler çıkacak… Tabii ki amacınız gerçekten GLADIO’yu ortaya çıkartmaksa…
Şimdilik benden bu kadar…
Saygılarımla…

Meğerse kurulan Cumhuriyet değil, bir terör örgütü imiş....


Aldatılmışız.

Resmi tarih bize "1923'te Türkiye
Cumhuriyeti kuruldu" diye yalan bilgi vermiş...

Meğer 1923'te kurulan Türkiye
Cumhuriyeti değil, Ergenekon Terör örgütü imiş.

CIA'nın sesi Taraf
açıklıyor:

++++++++++++ +++++++++ +++++++++ +++

    Powered By Blogger

    Videolar

    Tayyip Erdoğan: BOP Eşbaşkanıyım

    Link: sevenload.com

    Tayyip Erdoğan: Diyarbakır'ı BOP'un Merkezi Yapacağım

    Link: sevenload.com

    NİHAT GENÇ TÜRK GENÇLİGİNE SESLENİYOR​ - ARTIK UYUNMA ZAMANI

    Link: sevenload.com

    Abdullah Gül'ün Colin Powell ile Gizli İHANET Anlaşması

    Link: sevenload.com

    Fethullah Gülen Hz. Muhammed'e gerek yok diyor

    Link: sevenload.com

    Fethullah Gülen Müslümanların düşamanı Hristiyanlarla ittifak yapalım diyor.

    Link: sevenload.com

    Fethullah Gülen Papaz okulu açılsın diyor

    Link: sevenload.com

    Fethullah Gülen ve Haçlı Komutanı Papa'nın elinin öpülmesi

    Link: sevenload.com

    CIA Ajanı Fethullah Gülen Gerçeği - 1

    Link: sevenload.com

    CIA Ajanı Fethullah Gülen Gerçeği - 2

    Link: sevenload.com

    CIA Ajanı Fethullah Gülen Gerçeği - 3

    Link: sevenload.com